-Ziya Paşa, “Abdülaziz Han, Ziya Bey, Ali Paşa” ve yazıldığı tarih 1869.-Namık Kemal, “ Görülmüş bir Rüyadır”, Magosa, 1872.
-Ali Suavi, “Suavi Efendi’nin Rüya’-yı İcmailiyyesinin Telhisi”, 1887.
-Dr. Abdullah Cevdet Bey, Mahkeme-i Kübra, Matbaa-i İctihad, Mısır, 1908.
-Kılıçzade İsmail Hakkı, Pek Uyanık Bir Rüya, İçtihad, İstanbul, 1909.
-İsmail Gaspıralı, “Darürrahat Müslümanları”, Tercüman, 1887.
-İsmail Gaspıralı, “Kadınlar Ülkesi”, Tercüman, 1888.
-Servet-i Fünun yazarlarının “Yeşil Yurt” ve “Başka Dünyalar Düşü”, 1897.
-Hüseyin Cahit Yalçın, “Hayat-ı Muhayyel”, 1897.
-Tevfik Fikret, Yeşil Yurt Şiirleri, 1897.
-Halide Edip, “Yeni Turan”, 1912.
-Yahya Kemal Beyatlı, “Çamlar Altında Musahabe I, II”, 1913.
-Ziya Gökalp, “Kızıl Elma”, 1915.
-Müfide Ferit, “Aydemir”, 1918.
-Ethem Nejat, “Mesut Köy”, 1918(?)
-Ahmet Haşim, “O Belde”, 1921
-Abdülhak Hamit, “Arziler”, 1923.
-Ahmet Ağaoğlu, “Serbest İnsanlar Ülkesinde”, 1930.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Ankara”, 1934.
-İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Rüyamdaki Okullar, 1936.
-Memduh Şevket Esendal, Yurda Dönüş, 1940.
-Peyami Safa, Yalnızız, 1951.
-Sevket Sürayya Aydemir, Toprak Uyanırsa, 1963.
Konu üzerine dergide şu yazılar yayınlandı:
Türkiye Devrimi’nin ütopyaları
Sadık USTA
İsmail Gaspıralı’da ütopya
Doç. Dr. Nurettin ÖZTÜRK
Bir düşyaşam: Servet-i Fünun ütopyaları ve
Hüseyin Cahit Yalçın’ın Hayat-ı Muhayyel’i
Prof. Dr. Fevzi DEMİR
Bir Türk-İslam ütopyası: Ruşeni’nin rüyası
Rûşeni
Rûşleni’nin rüyası
Yrd. Doç. Dr. Faruk ÖZTÜRK
Türk düşüncesinde bir ütopya: “Mesut Köy”
Yrd. Doç. Dr. Ufuk ÖZCAN
Sıradışı, anakronik bir ütopya: Serbest İnsanlar Ülkesi
Yeni bir dünya özlemi
Ütopyaların yeni bir dünya özlemini yansıttığını hatırlatan dergi son dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmelerle bağdaştırarak Ütopyacılar’ın önemini anlattı.
Dergi, konuyu şöyle takdim etti:
”Anatole France şöyle diyor: Her ilerleyişin ruhu ütopya. Geçmişin ütopyaları olmasa, insanlar çıplak ve sefil, mağaralarda yaşarlardı hala; ilk site taslağını da ütopyalar çizer. İnsanca rüyalardan nurtopu gerçekler doğar.
Peki Türklerin ütopyaları var mıydı?
Bilim ve Ütopya dergisi buna “evet” cevabını verdi ve Osmanlının küllerinden yepyeni bir cumhuriyet kurulmasının yolunu açan, sanayileşmeyi, kadın haklarını, laikliği, halkçılığı ve cumhuriyetçiliği ütopyalarında işleyerek toplumun geleceğini şekillendiren Namık Kemalleri, Ziya Paşaları, Ruşenileri, Halide Edipleri, Müfide Feritleri ve diğer ütopycıların ütopik eserlerini inceledi.
Yeni yılın ilk sayısı olması başka bir anlam kattı dosyamıza.
Emperyalizm destekli gerici odaklar Ergenekon gibi operasyonlarla yargıya, orduya, basın kuruluşlarına, kitle örgütlerine ve siyasi partilere karşı bir saldırıya giriştiler. Bu saldırının diğer bir ayağı TÜBİTAK, YÖK ve TRT’ye karşı yürütüldü ve bu kurumlar bilimsel düşünceye karşı yürütülen kara propagandanın aracı haline getirildiler.
2009’da yaşanan gerici dalgaya karşı 2010 yılına ütopyaları hatırlayarak, hatırlatarak girmek istedik. Toplumsal bir çıkışsızlığa sürüklendiğimiz, sistemin, toplumu, bilim ve sanat hayatını karanlık bir cendere içinde tutmaya çalıştığı bir dönemde ütopyalara büyük bir ihtiyaç var. Geçmiş ütopyaların bilinmesi yeni ütopyaların yaratılmasına yol hazırlayacaktır düşüncesiyle “Türk Ütopyaları” başlıklı bir dosya hazırladık.
Gülün Gül İle Tartıldığı Bir Dünya
Sir Thomas More, 1516 yılında, dostu Rotterdamlı Erasmus’a, Ütopya’yı yazarken yüreğinin kabardığını söylüyordu. Bizde “Türk Ütopyaları” dosyamızı okurken bu duyguyu yaşayacağınızı düşünüyoruz.
Bilim ve Ütopya’nın hazırladığı dosyalar, büyük önemine rağmen görülmeyen, görülmek istenmeyen noktalara dikkat çekmeye çalışmaktadır. Bu dosyamızda ütopyaları, üzerinde fazla durulmayan bir noktadan yola çıkarak ele aldık. “Gülün gül ile tartıldığı” dünya özlemini işleyen ütopyaların kendi toprağımızda ki örneklerini ortaya koyduk.
Sayın Sadık Usta’nın dergimiz ve hazırladığımız ütopya dosyası ile ilgili belirlemesi şöyle:
“Ütopyaların, tıpkı roman alanında olduğu gibi, esas olarak “Batı toplumlarının ürünü olduğu, Doğu toplumlarınınsa onu ancak taklit edebileceği” tezi, öteden beri ileri sürülmektedir. Ne yazık ki Avrupamerkezci bu tez, Türkiye’nin akademisyen çevrelerinde de etkilidir. 1993 yılında yayın hayatına başlayan Bilim ve Ütopya dergisi ise bu tezin bir antitezi olarak ortaya çıktı ve Türkiye’de “insanlığın eşitsizliğe karşı mücadele ettiği her yerde ütopyanın da mutlaka olacağı” görüşünü yaygınlaştırdı.”
Ütopyacılar
Ütopyalar incelenirken, okunurken üzerinden atlanmaması gereken diğer bir konu da ütopyanın yaratıcılarının, ütopyacıların varlığıdır. Ütopyalar bir irade beyanıdır. Eşitsizliğe karşı ve daha iyi bir gelecek için mücadele etmenin beyanıdır. Ütopyalarımızı okurken onları kaleme alan, bu ütopyaların gerçekleşmesi için mücadele eden ütopyacıları unutmamak gerekiyor.
Cumhuriyet Devrimi Ütopyalardan Beslendi
“Türk Ütopyaları” dosyasını okurken özellikle bir noktaya daha dikkat etmenizi rica ediyoruz. Ütopyalar Cumhuriyet Devrimi’ni düşünsel açıdan beslemiştir. Bu ütopyalardan beslenmekle birlikte Cumhuriyet Devrimi’nin yarattığı aydınlanmacı, devrimci düşünsel havanın etkisini, toplumun ufkunda yarattığı atılımı Ruşeni’nin 1914 ve 1926 yılında yazılan eserleri arasındaki farkta görebilirsiniz. Okuyucularımıza bu farkı görebilmeleri için sayın Prof. Dr. Fevzi Demir’in makalesini ve Ruşeni’nin ütopyasını, Ruşeni’nin Atatürk’e sunduğu “Din Yok Milliyet Var” başlıklı raporu ile birlikte okumalarını öneriyoruz. (Bu raporun geniş bir özeti Atatürk’ün düştüğü notlar ile birlikte Şubat 2000, 68. sayımızda yayınlanmıştır. Ayrıca tam metni Sayın Doğu Perinçek’in “Kemalist Devrim- 2, Din ve Allah, Kaynak Yayınları, Ocak 2003 kitabında da yer almaktadır.)”
Odatv.com



