Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme03:46:10 PM GMT

"Abant Demokrasisi" Kriterleri

E-posta Yazdır PDF

vesayetFethullah Gülen cemaatinin ev sahipliği yaptığı Abant toplantıları vesilesiyle, yeni bir "ilginçlik taslama" olayı meydana geldi. Kırklareli valisi olan zat, ideolojik bilinç altını dışa vurarak, aslında devletin valisi olmaktan ziyade, AKP'nin valisi olduğunu ortaya koydu.

Valinin, "CHP 1950'de kapatılmalıydı" sözü, sadece partizan bir devlet görevlisi durumunu ifade etmiyor. Aynı zamanda, ilgili valinin, demokrasi anlayışını da sergiliyor.
Devletin valisinin, AKP il başkanı edasıyla davranması, "Abant toplantıları"ndaki ruh halini de yansıtıyor. Şöyle ki, "vesayet" başlıklı oturumlarda, Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) gibi anayasal organların varlığından duyulan rahatsızlık, ilgili kurumların "milli irade"nin önünde engel olduğu savları, basbayağı "yoz popülizm" kokuyor. Üstelik bu görüşler yeni değil.

J.J. Rousseau'nun, "milli irade" anlayışı, milli iradenin sadece parlamentoda tecelli edeceği ve hiçbir organla paylaşılamayacağı üzerineydi. Oysa bu görüş, parlamento çoğunluğunu, "çoğunluk diktatörlüğü" haline getirmekten fazla bir anlam taşımıyor.

Parlamento çoğunluğunu elinde tutan parti, yürütmeyi de teşkil ettiğinden, yasama ve yürütme tek elde toplanıyor. Yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen bir Anayasa Mahkemesi olmayınca da, yasal çoğunlukla, anayasa delik deşik edilebiliyor. Menderes'in, "Siz isterseniz, hilafeti bile geri getirebilirsiniz" sözü, belki de meramımızı daha iyi dillendiriyor.

Bu senaryonun gerçekleşebilmesi için, öndeki en büyük engel, "anayasal yargı organları" oluyor. Ve, malum zihniyet, "tek parti diktatörlüğü"ni ete kemiğe büründürmek için, yargıyı, "milli irade önünde engel " diye jurnalliyor.

Medyanın nasıl ele geçirildiği ve sindirildiği de anımsanırsa, aslında, Abant'ta ifade edilen demokrasinin, gerçekte bir "vesayet demokrasisi" hatta "tek parti diktatörlüğü" olduğunu gösteriyor.

Düşünün, bir yanda ana muhalefet partisinin kapatılmasını isteyen valiler, bir yanda anayasal yargı organlarının kaldırılmasını isteyen "hacı-hoca takımı". CHP lideri sayın Kılıçdaroğlu, valinin davranışını "yalakalık"la değerlendiriyor. Diğerleri hakkında yorum yapmak istemiyorum. Hatta, gerçekten akademik kimlikle orada bulunanlara da haksızlık etmek istemem. Ancak valinin görüşleri hakkında ne yorumlar yapıldı, doğrusu merak ediyorum.

Tüm bunlardan öte, aslında siyasal iktidar ve koalisyon ortağı Gülen cemaatinin (her ne kadar İsrail konusunda araları açıldıysa da) anayasal kurumlarla teknik anlamda sorunu yok. Ele geçirdikleri YÖK ve diğer kurumlarla çok "uyumlu" çalışıyorlar.

Dolayısıyla, AKP'den yana bir Anayasa Mahkemesi ve HSYK oluşunca, "vesayet" sorunu ortadan kalkabilir. Bir de Türk Silahlı Kuvvetleri var.

Ya CHP... CHP'ye de "liberal sol" adı altında, cemaatçi elitler akıllar verdiler, liberal etiketli yazarlar tehdit ettiler. Ancak nafile. Ne CHP'yi, ne de Cumhuriyet gazetesini ele geçirebildiler.

Madem demokratik usüller olmuyor, baskı, tehdit, şantaj, tertipler gırla gidiyor.

Son çareleri de CHP'yi kapatmak.. Tabii güçleri yeterse...

Bu bağlamda, "Abant demokrasisi kriterleri" şöyle sıralanabilir:

1- Atatürkçülük eş anlamıyla Kemalizmin yasaklanması. Bu çerçevede, eski TCK'nın 141-142. madde kapsamına alınması. Kemalistliğin "federasyona ihanet" sayılması...
2- CHP'nin ve Cumhuriyet gazetesinin kapatılması.
3- Valilerin AKP il başkanı olması.
4- Anayasa Mahkemesi ve HSYK üyelerinin, AKP tarafından seçilmesi. (12 Eylül 2010 referandumuna götürülen anayasa değişikliğinde bu gaye, meclis ve Cumhurbaşkanlığı kılıfıyla ifade edildi.)
5- TSK'nın lağvedilmesi. (Yerine federatif hilafet ordusu kurulması.)
6- Federasyona geçilmesi.
7- Vahdeddin'e iade-i itibar.
8- Arap alfabesine geçilmesi.

Daha pek çok "deli saçması" sıralanabilir. Kimse karnından konuşmasın. Bu zihniyeti eleştirmenin faşizm, savunmanın demokratlık sayılması da, "demokrasi" adına başka çarpıtma...

CHP'ye düşen, bu "programı" deşifre etmek ve sayın Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gibi, "halkla bütünleşmek".

Zira Atatürk cumhuriyeti, sandıkta kurtarılacak...

Deniz Tansi

Kaynak: http://dtansikemalizm.blogspot.com

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile