AKP bir cemaat ve tarikat örgütlenmesinin siyasi adıdır. Bu örgütlenmenin özünde ise “Nakşî” bir karakter yatmaktadır. Nakşîlik, tüm tarihi boyunca ilerici hareketlere karşı vurucu bir güç oluşturmak için oligarşinin elinde bir araç olarak belirmiştir.
Nakşîlik çok eski bir tarikattır ancak siyasi rolleri Abdülhamit istibdatından bu yana gözlenmektedir. II. Abdülhamit’in baskı rejiminde oluşturulan “jurnal ordusunun” insan kaynağını Nakşî müritler oluşturmuştur. Bu jurnal ordusu, aydınları sindirmenin ve işkence hücrelerinde bezdirmenin kirli rolünü üstlenmişlerdir.
Yine Cumhuriyet döneminde Kubilay’ın başının kesilmesi olayından Şeyh SaitBolu-Gerede isyanlarından kurulan Hilafet Ordularına kadar hepsinin arkasında yine bu gerici Nakşî kadrolar yer almıştır. isyanına,
Kubilay’ın başının kesilmesi gerçek bir vahşettir…
Maraş katliamı, kanlı Çorum katliamı ve yakın zamanda andığımız Sivas katliamı…
Bunlar gerici, fesat, kindar ve Cumhuriyetle hesaplaşma heveslisi şizofrenik grubun-tarikatların-cemaat örgütlenmelerinin gerçekleştirdiği alçak eylemlerdir…
Bu çizginin tüm tarihinde kan vardır, katliam vardır…
Yaklaşık on yıldır yüzlerindeki eğreti maskeleriyle siyaset yapmakta olan ve tarihsel serüvenin içinden süzülerek gelen bu siyasi yapının “demokrasi” söylemlerine her geçen gün yeni bir iddia yeni bir “açılım” ekleniyor.
Tüm yaşamlarını, şeyhlerine-şıhlarına-ruhani liderlerine biat ederek geçirenlerin, mantıklarını kullanmak yerine “kendilerine işaret edileni görenlerin” ve kula kulluk edenlerin gerçek demokrasi ile ilişkisi olamaz!
Öte yandan, bizler, yani Cumhuriyetin-Aydınlığın-Eşitlik ve Özgürlüğün mücadele cephesini oluşturan insanlar, bu yolların ne kadar kanlı, ne kadar tehlikelerle dolu ve hayatlarımıza malolacak kadar ağır vebalin bilincinde olanlar, şunu çok iyi biliyoruz: Bugün, bu demokrasi maskesini takmış gericiliğin gerçek yüzünden kan damlamaktadır!
12 Eylülün palazlandırdığı ve emperyalizmin semirttiği bu ucube siyaset biçimi, yani AKP, bugün bize ve Türkiye Halkına demokrasi öğretmeye çalışıyor.
Demokrasi, her şeyden önce eşitliğin, özgürlüğün ve aydınlığın rejimidir, ezilenlere sahip çıkmanın rejimidir. Demokrasi, gelir dağılımında adalettir, güçlünün değil haklının sistemidir, karanlıkların değil bilimin ışıttığı bir gelecektir demokrasi… AKP iktidarının hangi kilometre taşında bunlara rastlanabilmiştir?
Darwin’in fotoğrafını Tübitak’ın dergisinden kaldıran, aslında “kadını yasaklar içinde boğmak” anlamına gelen türbanı bir özgürlük olarak sunan, yoksulluğa muhtaç ettiği insanların “oy”unu sadakalarıyla satın alan ve üç tarikat içerisine sıkışmış kadrolarla bir ülke yönetmeye çalışan anlayışın “demokrasi ile samimi bir ilişki kurması” düşünülemez.
Adam kayırmacılık ne zamandan beri demokrasidir: Ne zamandan beri yolsuzluk yapmak, emperyalizmin kucağına oturmak, çalmak ve çırpmak demokrasi oluvermiştir. Hadi onların sığındığı dil ile soralım, “İslam Peygamberinin” hangi sözünde bunlara müsaade edilmiştir?
12 Eylül’ün, 1980 sürümünün aktörlerini yargılamaktan bahseden AKP’ye sözümüz şudur: Cumhuriyet Halk Partisi, yargılamanın yapılabilmesi için gerekli olan “geçici 15. Maddenin” kaldırılması sırasında bir öneri sunmuştur. Öneri şudur; madde kaldırılırken yanına “bu madde kapsamında yargılanılacak olanlar için ‘zaman aşımı’ süreci gözönünde bulundurulmayacaktır” tümcesinin eklenmesini istemiştir… Gelin görün ki, maskesi defalarca düşmüş olanlar, gerçekleri ters-yüz etmek için yine “medya” oyununu ortaya sürmüşlerdir.
İşte bu çok demokrat geçinen AKP, anayasa değişiklikleri için dahi muhalefetle görüşmeye yanaşmamış, “biz yaptık oldu” anlayışını dayatmış ve halkın önüne “maddelerini seçme şansı olmayan bir paket” koyuvermiştir. Ülkenin aklı başında insanları olarak bu paketin, “Cumhuriyeti sabote etme paketi” olduğunu biliyoruz ve karşı çıkıyoruz.
Yalan, riya ve alçakça söylemlerin arkasından sırıtan gerçek yüzü görüyoruz; Cumhuriyeti ve geleceğimizi karanlıklara gömmek isteyenlere 12 Eylül’de kocaman bir HAYIR diyoruz!
Çünkü biz yalnızca bu referanduma değil, tüm 12 Eylüllere hayır diyen, faşizme hayır diyen, ırkçılığa hayır diyen, emperyalizme hayır, irticaya hayır diyen devrimci bir geleneğin izdüşümü olarak halkçı bir anayasa istiyoruz!
İstiyoruz ki anayasamız, bağımsız ve onurlu bir ulusun anayasası olsun…
İstiyoruz ki laiklik kuşa döndürülüp bir oyuncak haline getirilmesin…
İstiyoruz ki ulus, etnik kimliklerin bir kavga alanı değil barış alanı olarak görülsün…
İstiyoruz ki emekçiler, üretenler, işçiler ve köylüler alınterinin karşılığını alabilsin…
İstiyoruz ki din, Anadolu Halkının kandırılmasının bir payandası olmasın…
İstiyoruz ki halktan hiçbir anlaşma gizlenmesin, ikili-gizli anlaşmalar yasaklansın…
İstiyoruz ki egemenlik gerçekten ulusun-halkın olsun…
İstiyoruz ki tarikatlar, devletin emperyalizme bağlanmasının basamağı olmasın…
İstiyoruz ki bu ülkenin her evladı eşit koşullarda askerlik yapsın…
İstiyoruz ki bu ülkenin her evladı eşit koşullarda eğitim hakkına sahip olsun…
İstiyoruz ki herkes ücretsiz sağlık ve barınma hakkına sahip olsun…
İstiyoruz ki sermaye sahipleri hukuku diledikleri gibi kullandıkları bir guguk kuşuna döndürmesin…
İstiyoruz ki güçlüler değil haklılar söz sahibi olsun…
İstiyoruz ki dokunulmazlıklar kaldırılsın, yolsuzluklar bitsin, yoksulluk bitsin…
İstiyoruz… istiyoruz... istiyoruz…
Tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye istiyoruz!
Halkımızı işte böyle bir ülkeyi imar edecek Halk İktidarına çağırıyoruz ve sahte anayasa imal edenlerin hilelerine karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!
Kemalist Politika
Kemalist Politika
Politikanın Merkezi



