Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme03:46:10 PM GMT

Hepiniz mebus olabilirsiniz...

E-posta Yazdır PDF

Atatürk, tiyatroya ve tiyatro oyuncularına verdiği değeri ifade etmek için şunları söylemiştir:

"Efendiler... Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hattâ cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat, sanatçı olamazsınız. Yaşamlarını büyük bir sanata adayan bu çocukları sevelim..."* 

tiyatro-okan-metinMustafa Kemal, bugün yaşasaydı bu sözü herhalde millet meclisindeki vekillere değil de, televizyonlarda boy gösteren ve sanattan kâr elde etmeye çalışan “sanat-KÂR”lara söylerdi…

Ama bu onların suçu olmasa gerek! Çünkü artık sanatın bir ölçütü var: Ne kadar çok izleniyorsa ve ne kadar çabuk tüketiliyorsa yaptığınız sanat o kadardır.  Ve ne kadar çok sanat yaparsanız o kadar çok kârdasınız!

Şimdi adı ister usta olsun, ister çırak tüm sanat-KÂR’ların hedefi bu. Bir an önce tüketmek ve tüketilmek…

Tabi bu bir hiyerarşi içinde olmalı, kuralları olmalı bu tüketimin. Öyle başı boş olur mu hiç?

Televizyon patronları usta sanat-KÂR’Ları, ustalar kalfaları, kalfalar çırakları tüketmeli…

Patron, usta’yla yüzyüze otururken ona dünyanın en iyi sanatçısı muamelesi yapmalı. O gittikten sonra, arkasından onu nasıl kullanacagını ve son kullanma tarihi geçince nerede, nasıl imha edeceğini asistanlarına anlatmalı!

Usta patrondan on liraya aldığı işi, iki liraya kalfasına yaptırmalı. Tabi bu arada kalfayı da biraz yıkamalı, yağlamalı ki, kalfa kendisini bir şey sanmalı.

Hani sokağa çıktığında, "Ben boş gezenin boş kalfasıyım" değil de, "Sömürülen ustamın, sömürülen kalfasıyım" diye hava atmalı.

Ama iş on liralık, iki liralık kalfa nasıl altından kalksın o kadar işin? Mutlaka yanına beş para etmeyen, üç beş çırak takmalı... Onlara beş paradan işi kakalayıp, ustanın karşısına ben yaptım diye çıkmalı... Sonra o üç paralık işler on liraya televizyona verilip, halka sanat diye kakalanmalı.

En önemlisi çıraklar kalfaların, kalfalar ustaların, ustalar patronların kendilerini kullandığını bilir ama sesini çıkartamaz. Çünkü "köprüyü geçme" meselesi söz konusudur.

Ama bilmez ki kimse, her ne kadar ödediğimiz KDV’ler bize yol, su, elektrik olarak dönse de (!) kimse kimseyi köprüden geçirmez, geçiş ücretini ödemedikçe...

Çıraklar çalışmalı, patronlar kazanmalı. Yani kural bozulmamalı!

Ustalar televizyonlarda, kalfalar kendi sokaklarında havalarını atmalı... Herkes bu işten kar ederken, cebinde beş parası olmayan insanlar için üç paralık sanat yapılmalı!

Ama artık kim patronlara en fazla kazandırıyorsa o usta, kim ustaya yaranıyorsa, o kalfa.

Peki ya sanatkar?

Hepiniz kalfa olabilirsiniz, usta olabilirsiniz, hatta patron olabilirsiniz, fakat bir sanatkâr olamazsınız."

Okan Metin


* 1930 (İ. Galip Artan Anlatıyor, Ses dergisinden alıntı, Sümerbank dergisi, Cilt: 3, Sayı: 29, 1963
)

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile