Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme03:46:10 PM GMT

Artık düşmanın adını koymalıyız: ABD ve AB

E-posta Yazdır PDF

Türk ulusunu ve yurdunu parçalamaya yönelik PKK terörünü besleyen ve kullanan asıl merkezin ABD ve önde gelen AB üyesi devletler olduğunu artık açıkça söylemek zorundayız.
 

Türk ulusu, nasıl bir saldırı karşısında bulunduğunu bilmeli ve bildiğini dünyaya ilan etmelidir.
Bunun için, sivilimiz ve askerimizle, siyasetçimiz ve bilim dünyamızla, kitle iletişimimiz, sendikalarımız ve meslek odalarımızla … toplumumuzun tüm yön verici kurumları, bize saldıran asıl gücün sömürgeciliği ayıp saymayan Siyaset Batısı olduğunu bildiğimizi açıkça ilan etmek ve bu Siyaset Batısına, kendisinden korkmadığımızı haykırmak zorundayız.

Bu zorunluluğu yerine getirmemek, gerçek dış ve iç düşmanı tanımamak, verilmesi kaçınılmaz olan ulusal bağımsızlık savaşının gerektirdiği topyekûn seferberlik önlemlerini aymaz bir biçimde savsaklamak demek olmaktadır.

Bu aymazlık, bu deve-kuşu-politikası, bir yandan ulus olarak kendimize güvenimizi yerle bir etmekte, ulusal birlik bilincimizi ve reflekslerimizi çökertmekte, öte yandan hain Sevr projesini unutmamış olan Batı’nın hem gözüpekliğini arttırarak, hem de hainlik yolundaki işini kolaylaştırarak Atatürk’ün Gençliğe Seslenişte belirttiği gibi kalelerin düşmesi, orduların dağılması, .. yıkımlarını hazırlamaktadır.

Bilmeliyiz ki sömürgeci, kendisinden korkan ve en az direnenlere karşı en acımasız davranır.

Bu nedenle:

a) PKK’yı besleyen ABD ile stratejik ortak imiş gibi görünerek,

b) Terörün ancak ABD ve AB’nin önerileri doğrultusunda davranmakla aşılabileceğini sanarak,

c) “Ilımlı İslam” aldatmacasının, Türk demokrasisini de, İslam dinini de yıkıcı nitelikte olduğunu bilmezlikten gelerek,

d) Türkiye’yi eşit koşullarla arasına almayacağını açık açık ilan eden AB’nin tüm isteklerini yerine getirmeği görev sayarak,

e) CIA’nin hizmetindeki Huntington’u bilimsel referans aldığını söyleyerek,

f) Ermenistan, Kıbrıs, Fener Patrikhanesi … baskılarına karşı “Bir adım önde gitmek” kılıfı altında ödün vermeğe razı olarak…

ABD ve AB’yi bu ahlaksız Sevr projesinden vazgeçirebileceğini umanlar, Atatürk’ün uyardığı üzere “Yabancıdan insaf ve merhamet dilenmek gibi bir ilke olamayacağını, yabancıdan insaf ve merhamet dilenmenin insanlık niteliklerinden yoksunluğun, düşkünlüğün itirafı olduğunu” bilmelidirler.

Yıkılış dönemindeki Osmanlı’nın düşkün ve onursuz politikasıyla ulus ve devleti ayakta tutmaya olanak bulunmadığını anlamalıdırlar.

Tersine, Türk ulusunun muhalefeti ve iktidarı, asker ve sivil yöneticileri, sermayedar ve emekçi kuruluşları, Atatürkçü bir bilinçle, Türk ulusuna kendisine saldıranların kimler olduğunu bildirmek, Türk ulusunun birliğini, bağımsızlığını ve yurdunu korumadaki azmini dünyaya duyurmak, sömürgeci siyaset Batısına uğursuz emellerini gerçekleştiremeyeceğini anlatmak ve onu caydırmak için zorunludur.

ABD ve AB’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin Misak-ı Milli ve Cumhuriyet kurumlarıyla ve Lozan Uluslararası Andlaşmasıyla belirli temellerine saldırılarının, Türkiye Düşmanlığı olduğunu bilmek ve bunu bildiğimizi dünyaya bildirmek, artık an bile yitirilmeden yerine getirilmesi gerekli bir zorunluluk olmuştur.

Çünkü bireyler olarak da, ulus olarak da şeref, haysiyet, namus ve insanlığa sahip olabilmek ve böyle yaşayabilmek, ancak ve yalnız özgür ve bağımsız olmakla olanaklıdır. ABD ve AB, PKK cinayet örgütü aracılığıyla, Türk ulusunun özgürlük ve bağımsızlığına saldırmaktadır.

Prof. Dr. Özer Ozankaya

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile