Ağır bir parasal krizin Avro bölgesi üyesi ilk kurbanı olan Yunanistan’ın etrafında dönen politik ve finansal tiyatronun etkilerini ve medyada yer alan korkutucu rakamları bir tarafa bırakalım. Diğer taraftan, Fransa ve Almanya, çarpıcı başlıklarda yer alan dramatik rakamların düşündürdüğünden daha az pahalıya mal olacak, ancak kendilerine de fayda sağlayacak bir kurtarma şeması üzerinde çalışıyor görünüyor.
Bu şema aşağı yukarı şöyledir: İki ülke, Fransa ve Almanya, önce büyük ticari bankalarının Yunan borçlanma kâğıtlarını almayı taahhüt etmelerini sağlayacaklar. Bu güvence, Yunanistan’a, 2010 yılı için ihtiyaç duyduğu, yarısını ilkbaharda tahsil edeceği yaklaşık 45 milyar Avro’luk bir kaynağa kavuşmanın yolunu açacak. İki hükümet, bankalarını “ikna etmek” için, ellerinde bulunan baskı araçlarını sonuna kadar kullanacaklar. Mali kamu kuruluşlarının finansal garantiler vermelerinin sağlanması da işin cabası olacak. Fransız ve Alman bankaları; kasalarında, 300 milyar Avroyu bulan Yunan dış borçlarının, dörtte biri ila üçte birini tutuyorlar. Plan Avro bölgesi üyelerinin tamamı için düşünülen bir eyleme katalizörlük yapma yeteneğine de sahip. Üyelerin her biri plana ulusal sevetleri oranında katılacak.
Sadece ilan edilmiş olması bile, zihinleri sakinleştirerek plana olan ihtiyacı hafifletebilir. Nitekim böyle bir planın mevcudiyeti ile ilgili söylentiler 1 Mart’tan bu yana Yunanistan’ın finansman maliyetini düşürmeye yetmiş bulunuyor. Kamu finansman kuruluşlarının aracılığı da devletten devlete doğrudan yardımları yasaklayan Avrupa sözleşmelerine -ruh olarak değilse de- şeklen riayet edilmeyi sağlıyor.
Yunanistan’a taze para ödünç verecek olan bankalar, Avrupa Merkez Bankası’ndan sıfıra yakın bir faizle borçlanmaya devam edecekleri için, bu işlemden yüklü bir kazanç elde edecekler. Şu bakımdan ki Yunan tahvillerinin getirileri, Avro bölgesinin diğer ülkelerinde geçerli getirilerden muhtemelen daha yüksek olacaktır. Kamu bankaları ise mali garantileri aslında karşılıksız vermemiş olacaklar, işlerin planlandığı gibi gitmesi halinde net bir kazanç sağlayacaklar. Buna karşılık Yunan başarısızlığı üzerine bahse giren yatırımcılar kayıplarla karşılaşacaklar.
Ne var ki senaryonun başarısı hayati bir koşulun yerine getirilmesine bağlı: Yunanistan’ın, son günlerde ağırlaşmış olan bütçe açığını azaltma programının, Avrupalılar tarafından kabul edilmesi gerektiriyor. Bu ise uygulamada Almanya’nın uzlaşmaz duruşu anlamına geliyor.
Çeviri: Cihan Dura (Prof. Dr.)
Kaynak: http://www.lemonde.fr/economie/article/2010/03/02/grece-l-hypothese-du-sauvetage-sans-drame_1313314_3234.html (3.3.2010)
(Çevirenin notu: Demek ki iş Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmakla bitmiyor. Asıl cevher bir milletin içindedir, kendisindedir. AB-sever teslimiyetçiler, bize AB’ye üyeliği kurtuluş yolu olarak sunarken, Avrupa Birliği’nden karşılıksız büyük krediler alan Yunanistan’ı örnek gösteriyorlardı. Oysa bugün aynı AB üyesinin devlet olarak iflasından söz ediliyor. Bizim iflah olmaz teslimiyetçiler, hatalarını görecekler mi, Yunanistan’ı bize yine örnek olarak göstermeye devam edebilecekler mi?)



