Defalarca vurgulandı: Türkiye'de ne zamandır "masumiyet karinesi"(1) ilkesi herhangi bir anlam ifade etmemektedir. Psikopatlaştırılmamış hukukçulara göre, herhangi bir insan suçluluğu ispat edilene kadar "suçsuz"dur.
Oysa, Ergenekon takma adı ile anılan dava süreciyle birlikte, "suçsuzluğunu kanıtlayana kadar her birey suçludur". Bu engizisyonun bin beterinin 21. yy'da, Türkiye'de yaşanmasıdır.
Bu davada yaşanan çirkeflikleri, iğrençlikleri, hukuk dışılıkları söylemekten dilimizde tüy bitti; gizli tanıkların, "gizli servis"li sahte belgelerin ve gazeteci kılıklı insan müsvettelerinin yalan dolanları bitmek bilmedi.
Onlarca aydın ve demokrat, 12 Eylül'cüleri aratmayan faşistlerle yüzleşirken, iftiraya uğrayan bir çok vatansever insan da onurlarını koruyabilmek adına ölüme gidiyor.
10 yıl öncesinde var olmayan ayrışma ve bölünmeyi yaratan, körükleyen ve destekleyenlerden, her fırsatta Atatürk'e söven Kemalizm düşmanlarından hesap soracağız.
Bakın, bugün ne kadar da mağrur ve dokunulmaz hissediyorlar kendilerini...
Ama bunun yarını da var, "Ey, Cumhuriyet düşmanı soysuzlar!"..
Aşağıda, Yarbay Ali Tatar'ın silah arkadaşlarından Serhat Tuna'nın ODATV.COM 'da yayınlanan demecini okuyacaksınız.
Ergenekon Davası nedeniyle hakkında tutuklama kararı çıkarılan Yarbay Ali Tatar
Yandaş medya Tatar’ın Alevi kimliğinin altını çizdi. Zira Murat Belge, Emre Aköz ve bazı Vakit yazarları ordu ve yargı içindeki Aleviler’i Ergenekon’un kaynağı olmakla itham etmiş ve bu şekilde hedef göstermişti. Vakit yazarı Ali Karahasanoğlu, yargı içinde adı, akrabasının adı, yakınları Ali olanların listesini çıkardı.
Ancak adı Ali isimli bir asker olan yarbayın ölümünün ardından dostu ve silah arkadaşı Serhat Tuna şunları söylüyordu: “Aleviydi, ama ben öldüğü zaman öğrendim. Onun için tek önemli şey vatandı, göreviydi, eğitimdi.”
İşte Serhat Tuna’nın Tatar’ın ölümünün ardından yazdığı ve Milliyet blog sayfasında yer verdiği o mektup: şakağına sıktığı tek kurşun ile intihar etti. Ali Tatar’ın cenazesi dün Karacaahmet Cemevi’nde yapılan törenin ardından Ankara’ya gönderildi.
“Evet, benim dostum, silah arkadaşım Ali Tatar'ı kim öldürdü? Kafasına sıktığı bir kurşun mu? Yoksa onursuz bir soruşturmada haksız yere suçlanmak mı?
Kimdir katiller?
Ali Tatar, 1989'dan beri dostum olan, aynı üniformayı paylaştığım silah arkadaşım, Deniz Kuvvetlerinin tüm okullarında başarıyla görev yapmış, sevgili arkadaşım, kim kıydı sana?
İki ayrı dalda yüksek lisans yapmış, eğitim gönüllüsü, kim kıydı sana? Kalk o soğuk taştan ve söyle. Haykır bu vatanın gerçek düşmanlarının, vatan hainlerinin adını.
O silahlı kuvvetlerindeki üstün başarılarından dolayı şerit ve rozetler alan üstün nitelikli bir subaydı. Aleviydi, ama ben öldüğü zaman öğrendim. Onun için tek önemli şey vatandı, göreviydi, eğitimdi.
Daha kaç subayın canına kıyılması bekleniyor? Kaç subayın daha onuruyla oynanacak? Siz Sayın Genel Kurmay Başkanım, siz daha kaç subayın lojmanlardan, görev yerlerinden polis tarafından alınıp, onursuzca sorgulanmasına izin vereceksiniz? Siz burası hukuk devleti, biz de hukuka saygılıyız diyorsunuz. Karşınızdakiler sizin hukuka saygı gösterdiğiniz kadar saygı gösteriyorlar mı?
Ateş düştüğü yeri yakıyor. Şu an beni yakıyor. Biz bu vatan için yanmak için TSK'ya girerken yemin ettik ve emekli de olsak, görevde de olsak bu yemine hala sonuna kadar sadığız.
VATAN SAĞOLSUN!”
Odatv.com
1) AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)
http://www.aihm.info/index.php?p=masumiyet-karinesi-nedir
Prof.Dr. Faruk Erem Masumiyet Karinesi'ni şöyle açıklamaktadır."Masumluk karinesi; kamu davasının gayesi sanığın suçlu olduğunu isbat etmektir, onun aynı zamanda masum olduğunu isbat gayesi yoktur. Fakat bunun tabii neticesi şudur: Bir kimsenin beraat edebilmesi için masum olduğunun anlaşılması şart değildir, suçlu olduğunun anlaşılmamış olması kafidir. Bu suretle ihtimali düşüncelerin vatandaş aleyhine netice vermesi önlenmiştir. Bu, usul hukukunun ferde tanıdığı bir teminattır ve bu teminatı en iyi ifade eden masumluk karinesi fikridir. İşte bu sebeptendir ki bazı memleketler anayasalarında (...) masumluk karinesi açıkça bildirilmiştir."



