İşten çıkartılan Taraf Gazetesi Editörü İbrahim Günel’in mektubunu aynen yayınlıyoruz:
Daha önce 1997 yılında belimden disk kayması (bel fıtığı) ameliyatı olmuştum. Ameliyat sonunda müdahale edilen bölgede bazı dokularda yapışma olmuştu ve iki kez tekrarlamıştı. Ekim sonu kasım başı ağrılarım ayağıma ulaşınca yeniden ameliyat olduğum İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroşururji (Beyin ve Sinir Cerrahisi) Bölümü’ne başvurdum. Benden MR çektirmem istendi ve ayrıca 10 günlük iş görmezlik raporu aldım. MR için de 22 Kasım 2009 tarihine randevu aldım.
Daha sonra evde istirahat ederken iki yıldır çalıştığım taraf gazetesinin avukatı Yelda Bilal aradı ve bana sağlık raporumun eline ulaştığını, işten ayrılmak için mi rapor aldığımı sordu. Ben de kısaca sağlık durumumu kendisine aktardım. Ayrıca rahatsızlığım dolayısıyla oturmadığımı da söyledim. Kendisine MR çektirdiğimi ve 1 Aralık’ta sonucunu alabileceğimi söyledim. 1 Aralık’ta MR sonucunu ve yeni on günlük sağlık raporumu alıp gazeteye uğradım. Bu arada Av Yelda Bilal, beni tekrar cep telefonumdan aradı ve gazetede olduğumu öğrenince görüşmek istediğini söyledi.
Taraf’ın bulunduğu ve gazetenin patronlarının sahibi olduğu Alkım Kitapevi’nin Kadıköy’deki binasının giriş katındaki Kahve Dünyası’nda buluştuk. Av Yelda Bilal, bana yöneticilerim Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın benimle çalışmak istemediklerini aktardı ve “Keşke ikinci raporu almasaydınız” dedi. Ben de MR sonucunu yeni aldığımı ve Cerrahpaşa Nöroşirurji’de bana bakan profesörün 7 Aralık 2009’tarihine kadar Fakülte dışında olduğunu ve ancak müdahale konusunda o zaman karar verileceğini, raporu yasal zorunluluk gereği almam gerektiğini anımsattım.
Av Yelda Bilal’e o konuşmamızda ayrıca, Mart 2009, Temmuz 2009, Ağustos 2009 aylarından ödenmediğim maaşlarım olduğunu, ayrıca 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Yasa gereği iki yıllık kıdem tazminatım olduğunu, ihbar tazminatı ödemeleri gerektiğini, ayrıca iki yıldır gazetede hiç yıllık izin kullanmadığımı ve 10 yıllık meslek kıdemimi aştığımı için yıllık altışar haftadan 12 haftalık izin paralarımı ödemeleri gerektiğini, bir de eylül ayından bu yana aynı yasaya aykırı olarak yönetimin maaşlarımızda kesintiye gittiği için bu farkları da istediğimi, yine yönetimim benden yasalara aykırı olarak Asgari Geçim İndirimi olan aylık 49 TL’lik ödemeleri 11 aydır yapmadığını, bunları da ödemeleri gerektiğini anımsattım. Ayrıca kendisine hasta halimle davalarla uğraşmak istemediğimi de belirttim.
Bu istemlerim üzerine Av Yelda Bilal, bunları hesaplattıracağını ve hasta halimi de göz önünde bulundurarak bir seferde ödemek için yönetimle görüşeceğini ve beni tekrar arayacağını söyledi. Daha sonra ise aramadı.
Bu süreçte ben alacaklarımı hesaplattım ve ikinci raporumun bitimine yakın kendisini aradım. Bana alacaklarımı hesaplattırmadığını söyledi. Ben de kendisine, benim de hesaplattırdığımı ve kendisine mail ile gönderebileceğimi söyledim. Ardından da elektronik posta ile gönderdim.
Ertesi gün Av Yelda Bilal, beni aradı “Bunların anacak yarısını ödeyebiliriz. İsterseniz dava açın ama iki yıl sürer” dedi. Ben de kendisine yasal haklarımı hatırlattım ve sonuna kadar gideceğimi, gerekli şikâyetleri yapacağımı söyledim. Bana “bizi tehdit mi ediyorsunuz?” demesi üzerine , “bin hukukçu olarak böyle konuşamazsınız. Ben size yasal haklarımı sonuna kadar kullanacağımı söylüyorum” dedim. Ayrıca, “Beni hasta iken işten çıkartıyorsunuz, bunun ağır tazminatı vardır” diye anımsattım. Av Yelda Bilal bana işyerinin parasının olmadığını söyledi. Ben de kendisine “Bunu beni işe alırken düşünecektiniz. Ayrıca, parası olmayan gazetenin sahibi Başar Arslan nasıl oluyor da her gün işe 500 bin TL’lik Jaguar marka arabasıyla geliyor? Parası olmayan ve gazetenin hissedarı Ahmet Altan nasıl oluyor da her gün 250-300 bin TL’lik 4x4 Range Rover arabasıyla geliyor? Parası olmayan patron, nasıl oluyor da 3 milyon TL’ye matbaa kuruyor” dedim.
Bunun üzerine beni tekrar aradı ve Başar Arslan ile konuştuğunu tedavimi ettirip işe devam etmem gerektiğini söyledi. Ben de kendisine resmi raporum olduğunu herkese ödenmesine karşın Aralık maşamın banka hesabıma yatırılmadığını hatırlattım. Bana patron ile konuşacağını, halledeceğini söyledi. Daha sonra üçüncü raporumu da aldım ve 28 Aralık’ta da fizik tedavi için Cerrahpaşa’dan randevu aldım. Bu arada aralık maaşım banka hesabıma yatırılmadı. Birkaç kez Av Yelda Bilal’i aradım ve maaşımın yatırılmadığını söyledim. Her defasında bana yetkililere aktardığını ve ödeneceğini söyledi.
Yelda Bilal’i 1a Aralık tarihinde tekrar arayarak maaş durumumu hatırlattım. Yine patronu arayacağını ve halledeceğini söylemesine karşın, bir hafta boyunca hesabıma hiç para yatırılmadı. Ben de 21 Aralık 2009 tarihinde noterden haklı fesih ihtarnamesini çekerek tüm alacaklarımı ve haklarımı istedim. 23 Aralık Çarşamba günü beni tekrar arayarak neden böyle bir şey yaptığımı sordu. Ben de kendisine beni hasta durumda beş parasız bırakan tedavimi yaptıramayacağım bir işyerine güvenmediğimi söyledim. Kendisi bana patrona maaş durumum aktardığını ve bir haftadır yurtdışında olduğunu söyledi. Ben de kendisine “Sizin yurtdışında olmanız beni ilgilendirmez. Ben size en son 10 gün önce telefon açarak maaşımın yatırılması gerektiğini. Yatırmamanın yasadışı olduğunu anımsattım” dedim.
Bunun üzerine beni tekrar aradı ve ilk başta istediğim tüm haklarımı ödeyeceklerini ama yarısını peşin yarısını da birkaç aylık çek verebileceklerini söyledi. Ben de kendisine avukatımla görüşüp arayacağımı söyledim. Daha sonra noterden haklı fesih ve alacaklarımın ödenme ihbarnamesinin 22 Aralık’ta ellerine ulaştığını öğrendim ve Av Yelda Bilal’i aradım. Kendisine ihtarnamede iki günlük ödeme süresi tanıdığımı anımsatarak hesaplattırdığım alacaklarımın yarısının en geç 25 Aralık Cuma gününe kadar yatırılmasını, geriye kalan yarısının da 25 Ocak tarihli şirket çeki olmasını, müşteri çeki kabul etmediğimi ve çeki tahsil edene kadar da hiçbir şeye imza atmayacağımı söyledim. Ayrıca gazeteden bana aylardır ödenmeyen alacaklarımın 5953 sayılı yasanın 14. maddesine göre günlük yüzde 5 faiz işlediğini anımsatarak, bunları istemediğimi de söyledim. Beni ertesi gün arayacağını söyledi.
Av Yelda Bilal, beni 24 Aralık Perşembe günü arayarak, Başar Arslan’ın alacaklarımı hesaplattırdığını ve benim hesaplarımla onların arasında 2 bin TL fark olduğunu söyledi. Ben de kendisine “Ben pazarlık yapmıyorum. Ayrıca hesabıma güveniyorum. Bunun pazarlığını yapmıyorum. Size son sözümü söyledim. Yarın hesabımda para görmezsem, gereğini yaparım” dedim.
25 Aralık 2009 tarihinde banka hesabımda hiçbir hareket görmeyince de avukatıma talimat vererek gazeteye dava açtım.
İBRAHİM GÜNEL
Gerçek Gündem
Kemalist Politika
Politikanın Merkezi



