Sermaye çevrelerine yakın görüş bildirenler de dahil bir bölük “askeri vesayetçilik” ile Kemalizmi bir tutarak, Türkiye’deki gerilimi “askeri vesayetçi Kemalistler” ile liberalizme yakın olmasına karşın otoriterliğe kayan AKP’liler arasında geçtiğini ileri sürüyorlar.
Söylenenlerden anlaşılan, AKP liberal kalsa her şey çözülecek, ama ne yazık ki, otoriterliğe kayıyor.
Bu tür düşünenlerin yanlışı bir değil, iki...
Birincisi: Kemalizm, askeri vesayetçilik değildir. İttihatçılık ile Kemalizmi birbirine karıştırmak cahillik değilse, kötü niyettir. İttihatçılık zora başvurur, suikastlara başvurur; Kemalizm ise demokratik Cumhuriyeti geliştirerek toplumu uygarca yaşama bilincine, çoksesli bir demokrasiye ulaştırmayı hedefler. Kemalizm; laiklik, halkçılık ve Cumhuriyetçilik ilkeleri ile evrensel anlamda bir demokrasinin olmazsa olmaz koşullarını belirler ve toplumun ancak bu yönde erince kavuşabileceğini öngörür.
Atatürk’ün siyasete gireceklerin asker üniformalarından sıyrılma kararı, İsmet İnönü’nün 1960 sonrasında gerçekleşen askeri darbe girişimlerine karşı takındığı sert tutum, Kemalizm ile İttihatçılık arasındaki ayrımı gösteren somut tarihsel verilerdir.
Kaldı ki, “Atatürkçülük” adına her gerçekleştirilen dış destekli darbe öncelikle Kemalistlere yönelmiş, onları baskılamıştır. 12 Mart’ta İlhan Selçuk’un, Mümtaz Soysal’ın, Uğur Mumcu’nun Muammer Aksoy’un, Bahri Savcı’nın ve nicelerinin başına gelenler birer kanıttır. Uğur Mumcu, yazılarında sık sık “Kemalizm” dediği için askeri savcıların iddianamelerinde suçlanmıştır.
12 Mart-12 Eylül arası Türkiye’nin -Uğur Mumcu’nun deyimiyle “destabilize” edildiği- askeri darbeye sürüklendiği dönemde öldürülen isimlerin çoğunluğu Kemalisttir. Nadir Nadi’yi, Oktay Akbal’ı, Ali Sirmen’i zindanlara atan 12 Eylül askeri darbesi de Kemalistleri hedefe koymuştur.
Asker, ne zaman kendi içinde, dış destekli ya da istemli bir tasfiyeye girişse, yine suç okları Kemalistlere yönelir. İttihatçılar ile Kemalistleri aynı torbaya atıp kafa karıştıran Silivri’deki bildik dava da bunun en açık belirtisidir.
İkinci yanlışa gelince: Milli görüş temelinden yükselen AKP ekonomik liberalizme göbekten bağlıdır, ama siyasal açıdan liberal değildir ve olamaz da. Köktenci bir partinin “özgürlükçü” olduğuna inanan liberaller, ittihatçılar ile Kemalistler arasındaki farkı da görmek istemezler. Çünkü Kemalizmin, “devrimcilik, devletçilik ve halkçılık” ilkeleri ile eşitlikçi toplumcularla kardeşlik bağları yüksektir. Gericiler ile liberallerin, “Kemalistlerden nefret koalisyonu”nun doğal üyeleri olmalarının nedeni de, Kemalizmin bu temel özelliğidir.
Işık Kansu
Cumhuriyet



