Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme03:46:10 PM GMT

Selim Somçağ ile söyleşi

E-posta Yazdır PDF

Ünlü Ekonomist Selim SOMÇAĞ: IMFnin yüzünden biz bu dönemde cari açık veren, sanayisinin rekabet gücü azalan tek yarı-sanayileşmiş ülkeyiz.

"KEMALİST POLİTİKA" Türkiye’nin önemli ekonomistlerinden SELİM SOMÇAĞla Türkiye ve dünya ekonomilerinin bugününü ve yarınını konuştu.

Kemalist Politika - Öncelikle son yıllarda dünya ekonomisinde yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz? Buna bağlı olarak büyük cari açığı olan Türkiye ekonomisini b u noktada nerede görüyorsunuz?

Selim Somçağ - Son beş yılda dünyada esas olarak Amerika Birleşik Devletlerinden kaynaklanan bir kredi genişlemesi var.  Buna bağlı olarak finansal yatırımlarda risk eşiklerinin çok düşmesi, risk algılamasının hemen hemen ortadan kalkması söz konusu. Tabi bu kendiliğinden ortaya çıkmış değil. 2001 yılında  Amerikan ekonomisi resesyona giriyordu.  Bunu engellemek için 2002 yılında bu kredi genişlemesi süreci başlatıldı. Tabi bu işin bir çok cephesi var. Bu dönemde büyük ülkelerin merkez bankaları büyük kredi genişlemesi yaptılar (Halk arasında para basmak olarak adlandırılan şey. Tabi matbaada para basmakla gerçekleşmiyor bu olay). Bu dönemde risk algısı ortadan kalktığı için borsalar çok yükseldi, fiktif karlar oluştu.  Uluslararası yatırım fonları çok yüksek miktarlarda getiri elde ettikleri için kredi genişlemesine de paralel  olarak bunların yönettikleri fonların boyutları çok büyüdü. Bunlar yatırım yapabilecekler her piyasaya girdiler. Mesela petrol fiyatının sürekli yükselmesinin de arkasında da bu var esas olarak. Türkiye gibi yakın geçmişi finansal krizlerle dolu ve büyük cari açık vermeye başlayan bir ülkenin rahatlıkla dış borç bulabilmesi de, ülkeye çok fazla doğrudan yatırım gelmesi de bu olgun un sonucudur, bunun altını çizmek isterim. Türkiye 90lı yıllarda, 2000lerin başında dış açık verdiği zaman risk algılamasından dolayı yabancı kreditörler, fonlar Türkiye’den kaçıyorlardı. Türkiye borç para bulmakta zorlanıyordu ve krizler meydana geliyordu: 94 krizi, 2001 krizi. O dönemlerde Türkiye en fazla 10 milyar dolar cari açık vermişti. Son dört yıl içinde hızla  artan cari açık şu anda 32 milyar dolar olmasına rağmen pek fazla bir sıkıntı olmadı. IMF programının başarısı olarak gösteriliyor bu. Bu iddia doğru değil;.2001 krizinde de IMF programı vardı. Tek parti iktidarı ve istikrardan bahsediliyor. Fakat daha önceki krizlerin hiç birisi partiler arası uyumsuzluktan kaynaklanmadı.  Son beş yılda Türkiyenin rahatlıkla dış borç bulabilmesinin sebebi dünya ekonomisinde ortaya çıkan kredi patlaması,  bunun finans piyasalarına likidite bolluğu olarak yansımasıdır.   Türkiyenin bu borçlanma düzeyini devam ettirmesi dünya ekonomisindeki mevcut düzenin devamına bağlı.

Ancak o düzenin de böyle devam etmesi mümkün değil. Mesela konuya son haftalarda gündemde olan mortgage cephesinden bakalım. Amerikan ekonomisinde büyüme yaratmak için en önemli araçlardan biri konut sektörü ve Mortgage denen konut ipoteğine dayanan konut kredileridir.  Son dönemde Amerikan ekonomisindeki kredi genişlemesi için bu çok önemli bir kanaldı. Ancak bu sistemin sorunsuz yürümesi için  Amerikadaki konut fiyatlarının hiç düşmemesi, sürekli artması gerekiyor. Bu da mümkün değil çünkü Amerika’daki konut talebi sonlu.. Son dönemde krediler bollaştığı için konut fiyatları çok yükselmişti Amerika’da. Bisiklet örneğindeki gibi; durmak düşmek demektir. Durmaması için pedalın sürekli çevrilmesi gerekiyor. Yeni talep gelmedikçe fiyatların mevcut seviyesini de koruması mümkün değildir.  Tabii dört buçuk yıl sonunda artık Amerikada konut piyasası tıkanmaya başladığı için mortgage düzeni tökezlemeye başladı. Amerikan borsalarında son haftalarda görülen düşüşler de  mortgage şirketlerine ve onlara kredi vermiş olan bankalara duyulan güvensizlikten kaynaklanıyor.

Kemalist Politika - Son beş yılın küresel kaynak bolluğunu Türkiye nasıl değerlendirdi?


Selim Somçağ - Bu dönem boyunca biz çok bol döviz bulduk ve bu dövizle bol bol ithalat yaptık. Bu süreç başladığında, 2002 başında Türkiyenin cari dengesi 4 milyar dolar fazla veriyordu. Fakat hükümetler IMFnin talimatıyla Türk Lirasını aşırı değerli düzeyde tuttukları için aşırı bir ithalat büyümesi ortaya çıktı ve beş yılda cari dengeyi  32 milyar dolar eksiye getirdik. Gerçekçi bir döviz politikası uygulansaydı dünyadaki bu genişleme döneminden yine ihracatımızı arttırarak fakat ithalatımızı bu denli arttırmadan çıkabilirdik.

Dünyada birçok gelişen ekonomi bu dönemde ihracatlarını yükselterek döviz biriktirdiler.  Bütün Uzakdoğu ülkeleri,  başta Brezilya olmak üzere Latin Amerika hep bu durumda. IMFnin uygulattığı program yüzünden biz bu dönemde cari açık veren, sanayisinin rekabet gücü azalan tek yarı-sanayileşmiş ülkeyiz. Sanayimiz bu dönemde azami oranda ithal girdi kullanarak üretim yaptı. Aramalı ve hammadde üreten bir çok firma bu dönemde kapandı. Türkiye’de sanayi nispeten ucuz iş gücüne dayanan fason bir sanayi haline geldi. Katma değeri düşük, mümkün olduğu kadar işlenmiş bir şekilde alıyoruz malı dışarıdan. Üzerine az bir şey ekleyip Avrupa Birliğine ihraç ediyoruz. Dolayısıyla içeride çok az para kalıyor. Basitçe örneklemek gerekirse; parçalarını da burada üretip 10.000 dolarlık bir otomobilden 7.000-8.000 doları ülkede bırakmak yerine, montaj aşamasına kadar her şeyi dışarıdan getirip 10.000 dolarlık arabadan 500 dolar kazanarak satıyoruz. Çünkü parçayı burada yapmaya kalktığınız zaman, Türk lirasının aşırı değerli olmasından dolayı fiyatlar çok yükseliyor. Bunun sonucunda Türkiye’de sanayinin büyümesi ve istihdam artışı tökezlerken,  Türkiyenin dış borcu da 2002-2007 arasında 115 milyar dolardan 213 milyar dolara yükseldi.

Kemalist Politika - Bugünden sonra nasıl bir gelecek bekliyor Amerikan ve dünya ekonomilerini?

Selim Somçağ - Yurt dışından kolayca kredi bulmak imkanı son bir ayda oluşan çalkantıyla artık sona ermiş durumda. Bu henüz içeride fazla hissedilmedi. Bir süre daha belirgin etkisi görülmeyebilir. Ama hissedilecek. Amerika’da bu iş başlatan mekanizma olan, konut sektörü ve mortgage’ta artık işin sonuna gelindi.

Bir çok yatırım fonu mortgage’dan elde ettiği çok yüksek karlara güvenerek, bizim gibi riskli piyasalara yatırım yapmıştı. Şimdi finansal piyasalarda mortgage kaynaklanan bir gözden geçirme harekatı başladı. Eskiden yatırımcılar ne alsak değerleniyordu: Türkiyeden hisse alsak değerleniyordu,  Türkiyeden eurobond alsak değerleniyordu,  emtia piyasalarına girsek  değerleniyordu, Amerika’da mortgagea dayalı tahvil alalım değerleniyordu. Her şey değerlendi son 4 senede ve bu risk algısını ortadan kaldırdı. Dört yıl sonra artık bakıyorlar ki, bir takım şeyler değerlenmiyor, aksine düşüyor. Büyük zararlar oluşmaya başladı. Psikoloji değişti. Finansal piyasa işi son tahlilde psikolojidir. O güven psikolojisi, ne alsak altın oluyor psikolojisi çok ciddi bir kriz içine girdi.  Şimdi ciddi bir inceleme, araştırma dönemi başlıyor. Ve burada Türkiye gibi cari açık veren ve dış borcu sürekli artan bir ülke tehdit altında. Türkiyenin bundan sonra, geçtiğimiz 4.5 senedeki kadar kolaylıkla döviz bulması,  borç bulması kolay görünmüyor. Ben şu aşamada kimseye kapasite artırımına gitmeyi önermem mesela. Nasıl bir raya oturacak dünya ekonomisi, önümüzdeki altı ay, bir sene içinde görmek lazım. Hem borca girmemek açısından hem de şu andaki talep artışı trendleri düşebilir önümüzdeki 5-6 ay içinde. Bu yılın sonunda ya da 2008 başında bu netleşecektir.

Kemalist Politika – Türkiye’de bir çok sektör ithalat ağırlıklı çalışıyor. Hammadde ihtiyacı çok büyük oranda yurtdışından karşılanıyor. Üretim ise ağırlıklı olarak iç piyasaya yönelik. Dövizdeki yaşanması muhtemel bir darlık ve dövizin değerlenmesi sektörü nasıl etkiler sizce?

Selim Somçağ - İthal girdi ile iç piyasaya yönelik üretim yapanları tabi sıkıntı bekliyor. O zaman hacimler daralacak. Tabi şöyle bir hafifletici unsur olabilir: Petrolün 90’lı yıllar boyunca 30-35 dolarlarda seyretmesinden sonra, son dönemde 60-70 dolarlara tırmanması da önemli ölçüde bu emtia fiyatlarındaki spekülatif artış trendinin bir sonucu. Eğer Amerikan ekonomisinde, Avrupa ekonomisinde büyüme hızı düşerse ki ben düşeceğine inanıyorum, petrol fiyatlarında da bir düşüş yaşanacaktır. Bu da hammadde ihtiyacını yurtdışından karşılayan sektörler için önemli bir rahatlama yaratacaktır.

Kemalist Politika - Peki Türk üreticisinin ihracat yapamamasının önündeki en büyük engel nedir? Sadece Türk lirasının aşırı değerli olması mı, yoksa iş gücü maliyeti, enerji maliyeti vb. kalemler de bunda önemli derecede etken midir?

Selim Somçağ - Yüksek teknolojiyle ve dünyanın istediği özelliklerde standartlarda üretim yapanlar için konuşuyorum; bir numaralı sorun döviz kurudur. Enerji ve istihdam üzerindeki maliyetler ikinci plandadır. Bunların hepsi IMF programının sonucudur. Yüksek enerji fiyatlarının sebebi de yine IMFdir çünkü faiz dışı fazla dediğimiz, mevcut gelirlerle kamu borçlarının ana parasını ödemek politikası yüzünden Türkiye’de akaryakıtta dünyanın en yüksek vergisi var. Akaryakıt vergisi, istihdam maliyetleri düşürülebilir. Bunlar değiştirilebilir tabii ki,  ama IMF programı içinde kalınarak değiştirilemez.

Ama şu an için ihacatın önünü tıkayan en büyük sorun döviz kuru. Dövizin yükselmesindeki çalkantıyı atlatan, yüksek finansal kaldıracı olmayan, yani bilançosunda aşırı borcu olmayan firmaların ihracat şansı artar.

Kemalist Politika - Anladığımız kadarıyla, bundan sonraki dönemde IMF politikaları terk edilmediği sürece ülke ekonomisinin kaderinin kendi elinde olmadığını ve yurt dışından gelecek en ufak bir dalgada sıkıntı yaşayacağınızı söylüyorsunuz.

Selim Somçağ - Ama şu noktada IMF politikası terk edilse de zarar görülecek. Çünkü 4.5 senedir dışarıdan büyük miktarda borç alınmış, ve  ithalat yapılmış bununla. O ucuzluktan hepimiz faydalanmışız. Ucuza araba almışız, ithal peynir almışız, yemişiz.. Bunun bedelini ödeyeceğiz. Borç para aldık, o paraların çoğunu harcadık. O parayla üretim yapanlar bile,  hatta ihracata yönelik üretim yapanlar bile daha çok ithal girdi kullandıkları için Türkiyenin dış açığını arttırdılar. Dolayısıyla bir bütün olarak bakarsak o paraları sadece harcadık. Bunu yaparken de dış borcumuzu 115 milyardan 213 milyara çıkarttık. Şimdi kaynak kuruyunca bu borçları ödeyeceğiz; IMFli ya da IMFsiz..

IMF’nin dayattığı aşırı değerli TL politikasının uygulanabilmesinin önşartı döviz bolluğudur. IMF sana “Döviz kurunu düşük tut” dediğinde aynı zamanda. Al sana 30 milyar dolar demiyor. Bunun gerek şartı Türkiye’nin dünyadan rahatça döviz bulabilmesi: krediyle, hisse senedi satarak vs. Yeter şartı da IMF’nin tamam döviz kuru düşsün, dövizi merkez bankası satın almasın, piyasadaki kurlar düşsün demesidir. Ama dünyadaki döviz bolluğu bitince, zaten IMF olmuş olmamış yapacak bir şey yok! Türkiye eski rahatlıkla döviz bulamayınca kurlar yukarı gidecek.

Kemalist Politika  - Türkiye bu noktada üretimi,  istihdam artışını ve ihracatı ön plana alan bir ekonomik yapıya geçebilir mi sizce? Bu çok uzun bir süreçte mi mümkündür?

Selim Somçağ - Uygun politikalarla 3 ayda olur, zor değil! Bunu temel şartlarından biri rekabetçi döviz kuru. Zaten dünyadaki gelişmelerle döviz kuru bir ayarlanmaya doğru gidiyor.

Kemalist Politika - Teşekkür ederiz..

Selim Somçağ - Ben teşekkür ederim.

Selim SOMÇAĞ kimdir?
Selim Somçağ ortaöğrenimini Robert Kolej'de yaptıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümüne girdi. 1989'da Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümünü bitirdikten sonra aynı bölümün yüksek lisans programına devam etti; aynı zamanda bu bölümde üç yıl araştırma görevlisi olarak çalıştı.

1992'de buradan yüksek lisans derecesini aldıktan sonra doktora çalışması için ABD'nin New York şehrindeki New School For Social Research'e gitti. Türkiye'ye döndükten sonra 1995 - 2003 arasında çeşitli bankalarda başekonomist olarak çalıştı.

Son olarak beş yıl Türk Ekonomi Bankası’nda başekonomist olarak görev yapan Selim Somçağ Ocak 2004'ten beri makro ekonomi ve finans piyasaları konusunda serbest danışman olarak çalışmaktadır.

Yayınlanmış beş kitabı vardır: Avrupa Feodalizminin Evrimi (1994), Türkiye Kuşları (2005), Türkiye'nin Ekonomik Krizi (2006), AB-Kıbrıs-Ermenistan (2006), Kanuni’den Vahdettin’e Osmanlı ve Batı (2007).

Söyleşi: Demir Büyüközkan (2007, Haziran)

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile