Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme06:41:21 AM GMT

Mısır’da çöken nedir?

E-posta Yazdır PDF

egypt-02Mısır’da otuz yıldır ülkeyi ABD’nin ve İsrail'in orta doğudaki çıkarlarına paralel yöneten otoriter Mübarek iktidarı çöküyor. Cumhuriyetimizin kuruluş değerlerine vurmak için fırsat kollayanlar gecenin gelişini bekleyen yarasalar gibi çığlıklar atarak ortalığa dökülmüş durumda. TV ekranlarında ve gazete köşelerine yuvalanmış birileri bariz yalanlar ve manipülasyonlarla Mısır halkının haklı taleplerini ülkemizde cumhuriyeti kuran kadrolara nefrete devşirmeye çalışıyorlar. Bunuda Mısır'ın despot yönetimiyle Kemalist değerler arasında paralellik kurmaya çalışarak yapıyorlar.

Peki, haklılar mı?

Öncelikli olarak vurgulanması gereken bir husus var. Henüz Mısır'daki halk hareketinin mahiyeti anlaşılabilmiş değildir. Özgürlük ve daha fazla demokrasi talebi açıktır. Ancak benzer talepler 1979 İran İslam devriminde de dile getiriliyordu. O zamanın sosyalistleri ve liberalleri İslamcılarla omuz omuza, Şah'a karşı sokakları doldurmuşlardı. Bugün Mısır'da da Müslüman kardeşler gibi radikal İslamcılarla liberaller ve çürümüş rejimden bıkmış sıradan halk kitleleri meydanları dolduruyor.

İran'da halkın özgürlük taleplerinin ne sonuç verdiği malumdur. Kurulan "islami yapı" bugün demokratik değerlerin önündeki en büyük engel haline gelmiştir. Öyleyse, her halk hareketinin demokratik bir çıktısı olacağını varsaymak ne tarihi ne de sosyolojik gerçeklerle uyumludur.

Öte yandan eğer bu halk hareketini özgürlükler temelinde ele alacaksak, Mısır'da iki milyon kişi ülke tarihinin en büyük mitingini Kemalist cumhuriyetin halkına sağladığı veya hedef gösterdiği “muasır medeniyet” seviyesine ulaşmak için yapmaktadır. Aynı şekilde bir kaç yıl önce ülkemizde yapılan ve yine tarihteki en büyük mitinglerden biri olarak kayda geçen iki milyonluk Cumhuriyet mitingleri de bu değerleri korumak için yapılmıştır.

Fakat mahiyet farkı birçok açıdan belirgindir. Her şeyden önce Mısır'daki iktidar, batıyla işbirliği içinde İsrail’in çıkarlarını koruması için on yıllardır halkına rağmen batının ekonomik ve siyasi desteğiyle ayakta durmaktadır. Kemalizm’le bağıntı kurmak için yılan gibi kıvrananlar, bilim adamı namusundan ve insanlık şerefinden taviz vermeden tam bağımsızlığı şiar edinmiş Kemalist hareketle Mısır'daki işbirlikçi iktidar arasında hiçbir benzerlik bulamazlar. Dolayısıyla Mısır'da yıkılan, tam bağımsız iradeli Kemalist anlayış değil, aksine Kemalizm'in bu ülkede yıkmaya çalıştığı zihniyettir.

Öte yandan sormak gerekir; Türk dizilerinde Arap halkının özlediği yaşam tarzının mimarı kimdir? AKP’nin içinden çıktığı Milli Görüş zihniyeti mi, yoksa bu ülkenin üzerine inşa edildiği Kemalist değerler mi? Arap ülkelerinde kadınlar nasıl bir yaşam özlüyor ve o yasam tarzını bu ülkede kadınlara kim verdi? Kemalizm ve despot Arap rejimleri arasında bağıntı kurmak için zavallı manevralar yapanlar yüzünden bu ülkede cehalet ve aydınlık arasındaki kalın çizgi her geçen gün inceliyor.

Mısır ve Tunus gibi ülkelerde çok partili döneme geçilmiş midir? 2011'in dünyasında tek parti zihniyetiyle ülkelerini yönetmek isteyenler ile 100 yıl öncesinin koşullarında ısrarla çok partili rejime geçmeye çabalayan Kemalist Cumhuriyeti eş tutmak nasıl bir akıl tutulmasının ya da hadi açık söyleyelim alçaklığın tezahürüdür?

Türkiye’de çok partili rejime geçme çabaları cumhuriyetin kurulusuyla başlamıştır. Çok partili yaşama geçmek amacıyla, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka denemeleri Atatürk’ün döneminde yapılmamış mıydı? Bu partilerin demokratik sınavda başarısız olmaları nedeniyle kapatıldıkları dönem bile bugün benzerlik kurulan Mısır'dan çok daha ileri bir demokratik iklime sahipti. Çünkü Arap ülkelerinin aksine tek parti bünyesinde dahi döneminin siyasal akımları temsil edilebiliyor, meclis özgür ve ağır tartışmaların zeminini oluşturuyordu. Keza Demokrat Parti kurucuları da o tek partinin bünyesinden çıkmışlardı. Kemalist Cumhuriyet bu farklı düşüncelerin demokratik normlar içinde var olabilmeleri için ilk andan itibaren özel bir çaba sarf etmiştir. Arada benzerlik kurmaya çalışanlar Mısır veya Tunus’ta bırakın böyle bir anlayışı muhaliflere yaşam hakkı tanındığını söyleyebilir mi?

Medya ısrarla isyan eden Mısır halkının Başbakana olan hayranlığının altını çiziyor. Ekonomik yolsuzluklardan beli bükülmüş Mısır halkı polis baskısıyla kan kusarken AKP’nin başındaki lidere kendi ülkesinde isçileri dövdürdüğü, statta protesto edildiğinde futbolseverlere soruşturma açtırdığı için mi hayranlık besliyor? Yoksa köylüye “ananı da al git” dediği, protestocu öğrencileri yurtlarından attırdığı için mi? Sosyal iletişim sitelerine ulaşımı yasaklanan Mısır halkı Youtube’a ve diğer binlerce siteye ulaşımı yasakladığı, medyaya uyguladığı akıl almaz vergi cezaları nedeniyle mi başbakana hayranlık duyuyor?

İş sahibi tüccar sanayici sınıftan %1.68 vergi alırken kalan tüm vergi yükünü yoksul halka yüklediği için mi? Halkın ısınmak için kullandığı doğalgazdan elektrikten, içtiği sudan, kullandığı telefondan ve yaktığı benzinden dünyanın en yüksek vergisini alıp adeta Deli Dumrulluk yaptığı için mi hayranlık duyuyor?

Arap halkı Tayyip Erdoğan’ı neden seviyor? Tarihinde zafer yüzü görmemiş, 7 milyonluk İsrail ile dört kez savaşıp her seferinde yenilmenin derin travması ve utancıyla heder olmuş bir kitle psikolojisinin emperyalizme hiç boyun eğmemiş, asla koloni olmamış bir ülkenin başbakanını takdir etmesinin gerçek sebebi Tayyip’in yüce yetenekleri midir? Yoksa Mustafa Kemal ile anıtlaşan ulusal bağımsızlık geleneği midir? 2005 yılında ABD’nin açık tepkisine rağmen Suriye’yi ziyaret eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer on binlerce Arap tarafından alkışlarla karşılanmamış mıydı? Kolektif bilinçteki tarihi, sosyolojik boyutlara değinmeden gündelik siyasi kazanımlar uğruna Cumhuriyete vurma sakilliği akıldışı bir hal almış durumda.

Demokrasi bir sonuçtur. İçinde yeşerdiği toplumun sosyal, ekonomik, kültürel gelişiminin bir sonucu olarak olgunlaşır. Bu nedenle her halk hareketi demokratik değildir. İran'daki İslami dönüşüm beraberinde demokrasi getirmemiştir ve Mısır'da da getireceği henüz şüphelidir.

Demokratik bir toplum için her şeyden önce bağımsız bir medya, o medyanın bağımsız ve tarafsız yayınlarını özümseyebilecek toplumsal kültür gerekir. Medya eğer maksatlı, yanıltıcı yayınlar yapıyorsa halkın bu yayınların gerçek mahiyetini görebilecek feraseti olması gerekir. Halkın bu seviyeye gelmesi için laik kültür olmazsa olmazdır. Laik kültür ise ulemanın sözünün geçtiği ve petrol gelirlerine dayalı iktidarın tepeden ulufe dağıttığı feodal toplumların değil, aksine eğitim düzeyi yüksek orta sınıfın, endüstrileşmiş toplumların bir özelliğidir. Mısır halkının sorunu da bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Mısır’da çöken Kemalist anlayış değil, aksine Kemalizm’in mücadele ettiği bağımlı ekonominin ve gerici toplumsal yapıların işbirlikçi iktidarlarla dengelenmeye çalışıldığı politik düzendir. Bu ülke bugün Mısır halkına örnek gösteriliyorsa Kemalist devrimin temel değerleri hala ezilen halklara ışık tuttuğu içindir.

Başbakanın önünde şirin taklalar atanların bunu anlamasında fayda vardır.

Bülent Yılmaz
Kemalist Politika

3.2.2011

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile