Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme06:41:21 AM GMT

"Büyük Balık" oltasındaki solucan: İklim Bayraktar

E-posta Yazdır PDF

worm-fishingErgenekon davası dünyada dalgalar halinde genişleyen ilk siyasi dava değildir. Farklı dönemlerde, eleştiriye tahammül edemeyen faşizan iktidarlar, devlet aygıtını bütünüyle ellerine geçirebilmek ve sömürüyü zorbalığa baş vurarak sürdürebilmek için çeşitli anti demokratik yöntemleri uygulamaktan kaçınmamışlardır.

İki örnekten ilki olarak; Mussolini faşizminin 1926 yılında arka arkaya yaptığı operasyonlarla, muhalif kim var kim yok tutuklayıp Roma'nın Silivri'si Regina Coeli hapisanesine tıkması gösterilebilir.

Davanın savcısı, ünlü Marksist yazar ve düşünür Antonio Gramsci için şu açıklamayı yapmıştır:

"Bu beynin çalışmasını 20 yıllığına durdurmalıyız". (1)

Ergenekon davasına benzerlik arz eden başka bir örnek olarak Leipzig'de (Almanya) 1933 yılında görülen "Reichstag yangını davası"nı anabiliriz.

Demek ki; muhalif düşünürleri ve yazarları susturmanın bir yolu olarak hukuksuz soruşturmalar düzenlemek, yargıyı iktidarın tekelinde bir silah olarak kullanmak tarihte ilk kez karşılaşılan bir durum değildir.
(Bu iki örneği ülkemizdeki baskı rejimini anlamak ve tahlil etmek bakımından çok önemsiyorum. Fakat bu yazının sınırlarını fazlasıyla aşan bu karşılaştırmayı daha sonraya bırakıyorum).

***

Faşizmin çıraklık dönemi ürünlerinin aksine, Ergenekon davası tam bir baş yapıt niteliğindedir!

Eğer iddianamelerinin sayfaları uç uca eklenirse, Silivri'den Hakkari'ye duble yol olur.


Ek dosyaları üst üste dizilirse, yandaş Kiler grubuna peşkeş çekilen araziye dikilen gökdelenle yarışır.

Onlarca farklı meslek dalından yüzlerce kişiye evsahipliği yapan Silivri toplama kampı, Auschwitz veya Regina Coeli'ye kıyasla tam bir yarı açık üniversite görünümündedir. (Ancak buraya ÖSS taban puanı ile değil, iktidara yakınlık taban puanı ile girilir!)

Yok yoktur Silivri'de: Parti lideri (Siyasal Bilgiler Fak.), Muhabir, köşe yazarı (Gazetecilik ve Basın Yayın Fak.), Ekonomist (İktisat Fak.), Yazar (Edebiyat Fak.), Başhekim (Tıp Fak.), Subay (Harp Akademisi), Dış Politika uzmanı (AB Enstitüsü) vs. vs.

Ergenekon davasının (faşist hukuk literatürüne katkı açısından) devrimci nitelikteki son yeniliği, dinlemelere takılan bir kişinin (İklim Bayraktar), dava ile ilgisi olmamasına rağmen sırf muhalefete zarar vereceği umut edildiği için göz altına alınmasıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin üst düzey yöneticileri hakkında çelişkili/sansasyonel ifadelerde bulunan İklim Bayraktar'ın, daha önce farklı medya kuruluşlarına giderek, karşıdan "bilgi sızdırma" önerisiyle birlikte çalışma teklif ettiğinin iddia edilmesi, iktidara yakınlığıyla bilinen medya kuruluşlarında (yemek dergisi de olsa) görev yapıyor olması kafalarda soru işaretleri uyandırmaya yetmiştir. Ayrıca kendisinin, ODATV adına resmi olarak çalışmadığı, basın kartının olmadığı, gazeteciler arasında tanınmadığı, stajyer mahiyetinde işi öğrenmek için burada başladığı onun "gazeteci kimliği" üzerine yeterince fikir vermektedir. (2)

Gelelim hukuku ve dolayısıyla bütün yurttaşları ilgilendiren esas konuya, sorulara...

Ergenekon davası ile ilgili gizli kalması gereken (fakat nedense kalamayan) bütün soruşturma metinleri gibi, İklim Bayraktar'la yapılan konuşma kayıtları da basına sızdırılmıştır.

Bu belgelerin güvenliğini kim(ler) sağlamaktadır?

Dördüncü seçenek söz konusu olmadığına göre; dosyalar polis tarafından mı, yoksa savcı veya hakim tarafından mı medyayla paylaşılmaktadır?

İklim Bayraktar "Gürsel Tekin'e siyaseti savcılar bıraktırır" demiştir. Adı geçen savcılar Bayraktar ile neyin pazarlığını yapmışlardır? Televizyon programındaki gösteri bu pazarlığa dahil midir?

Deniz Baykal'ın istifa etmesine neden olan komploda hala bir gelişme olmamasıyla, ikinci komplo ve itibarsızlaştırma planının ilişkisi nedir?

Bu planın hazırlayıcıları (İklim Bayraktar'ın samimi ve dürüst olduğunu varsayarsak), neden CHP ile ilgili metni sızdırmışlar, fakat AKP'li olduğu iddia edilen "Büyük balık" hakkında aynı yolu izlememişlerdir?

Bunun gibi yüzlerce soru üretmek mümkündür. Ancak yaşananlara bakınca tek soru içinde bulunduğumuz acı tabloyu özetlemeye yeterlidir belki de:

Pensilvanya'nın samimiyetine hala inanalım mı?

Demir Büyüközkan
Kemalist Politika
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


NOTLAR:

(1) http://en.wikipedia.org/wiki/Antonio_Gramsci#Imprisonment_and_death

(2) ODATV'nin açıklamasından bir bölüm:
Ankara ODATV’de çalışkan hevesli ve gönüllü çalışmaya başlayan İklim Bayraktar arkadaşa hiç kimse parti liderleri ve toplumun çok önündeki siyasi simalarıyla git röportaj yap gibi bir şey demedi. Aksine "Düzgün bir muhabir, bir iki yıl sakin, basit, sıradan haberler yapıp kendini geliştirmeli" tembihi yapıldı. Ayrıca ‘Uçmayın, kaçmayın sakin olun, meslekte yavaş yavaş ilerleyin’ denildi.

Saygınlığını ve insani ölçülerini yere göğe koyamadığımız sayın Kılıçdaroğlu’ndan ve yine haksız ağır komplo yaraları almış, çok saygın Deniz Baykal Beyden ortalığı rezil bir şekilde tozu dumana katan çalışkan, hevesli ama ne yapalım anlayamadığımız bir psikoloji içinde arkadaşı çalıştırdığımız için özür dileriz.

 

Yorumlar 

 
#1 Yorumlar hakkında..Administrator 18-03-2011 15:38
Bir süre önce kaldırılmış olan yorum bölüümü eklenmiştir. Ancak yazabilmek için üye girişi yapmak gerekmektedir.