Batı emperyalizminin önde gelen temsilcileri bugün Paris'te bir araya geldi ve beklenen kararı aldı: Libya'ya askeri operasyon düzenlenmeli, Kaddafi iktidardan indirilmelidir.
Sonra da bombardıman ile harabeye çevrilen ülke başta silah endüstrisi olmak üzere pek çok emperyalistin oyun alanı yapılmalıdır.
Batı'nın siyaset dilinde nereye çeksen oraya gelen "insan hakları", "demokrasi", "masum siviller" gibi terimlerle sözüm ona kabul ettirilmeye çalışılan işgal(ler)in özü tek bir kelimede gizlidir: Emperyalizm.
***
J.J. Rousseau'ların, Robespierre'lerin torunları, bugün alt-orta zekalı Sarkozy'nin peşine takılmışlar, bir lağımdan diğerine sürükleniyorlar.
Fransa cumhurbaşkanı mösyö diyor ki;
"1973 numaralı kararı uygulamaya karar verdik. Sivil nüfusa yönelik katliamın durdurulması için gerekli adımları atmaya karar verdik. Dün itibariyle Fransa, ABD ve bazı Arap ülkeleriyle birlikte gerekli adımları atma konusunda görüşmeler gerçekleştirdi.
Son haftalarda sivil nüfusa yönelik saldırılar olduğunu görüyoruz. Kaddafi, defalarca yapmış olduğumuz uyarıları gözardı etti ve Arap halkı kendilerini şu anda buldukları durumdan kurtarma hakkına sahipler. Özellikle insan hakları ve demokrasi değerlerini paylaşanlar açısından Arap dünyasında yaşanan büyük bir umut ışığı oldu. Libya’da bir nüfus yalnızca nasıl yönetileceğini seçmek istediği için ölümcül tehlike ile karşı karşıya. Libya’nın geleceğini seçmek Libyalıların elinde olmak zorundadır." (1)
Geçmişte Fransa'nın Cezayir'de, ABD'nin ve İngiltere'nin dünyanın dört bir köşesinde yürüttüğü "özgürlük", "insan hakları" ve "demokrasi" mücadelelerini bilmesek, Sarkozy'nin bu sözleri gözlerimizi yaşartabilirdi.
Hiç bir çıkarı olmamasına rağmen, sırf içi demokrasi aşkıyla dolup taştığı için Arap kardeşlerine el uzatan barış havarisi Sarkozy (ve saz arkadaşları H.Clinton – B.Obama / ABD, S.Harper / Kanada, D.Cameron / İngiltere, S.Berlusconi / İtalya vs.) her nedense diğer "iç meseleler" -örneğin Bahreyn- konusunda aynı ölçüde duyarlı değillerdir.(2)
Nasıl olsunlar? Milyarlarca dolarlık silah satılan diktatörün halkıyla, satılmayanın halkının "insan hakkı" bir olur mu?
Batı emperyalizminin tarihi boyunca öğrendiğimiz temel gerçek şudur: sayılar önemlidir, ancak yalnızca paranın üzerinde olanlar! Euro Dolar savaşı (3) uğruna "ırzına geçilen Irak"ta ölenlerin sayısı ha 1.000 olmuş, ha 1 milyon...
Filistin'de, Ruanda'da, Doğu Türkistan'da, Afganistan'da, Sudan'da katledilenler -ister müslüman, ister hristiyan olsunlar- kimsenin umurunda değildir, eğer ortada satılacak silah, ilaç, teknoloji yoksa...
Emperyalizmin ajandasını Japonya'daki deprem ve arkasından gelen tsunami felaketiyle birlikte okumamız gerekiyor. Hep "daha fazla para ve güç" istencinin (4) insanlığı getirdiği bu yıkım noktasında kapitalizmin reddi ve İNSAN'ın, "insan olmanın erdemleri"nin (eğer varsa) yeniden tamımlanması kaçınılmaz görünüyor.
Tam da bunları düşünürken, "Şeytan'ın avukatı" filmindan çarpıcı bir sahne geliyor aklıma:
Sürekli kazanmanın peşinde olan avukat Kevin Lomax bağırıyor:
- "Kaybeymek? Ben kaybetmem. Ben kazanırım! Ben kazanırım!"
Şeytan (John Milton):
- Kibir kuşkusuz en sevdiğim günahtır.
Arap ayaklanmalarından yine-yeniden sömürülecek bir pazar devşireceğini uman batı kapitalizmi, piyasa sisteminin tıkandığı gün kendi içindeki isyanlarla nasıl yüzleşecek, hep birlikte göreceğiz.
Demir Büyüközkan
Kemalist Politika
(1) Cumhuriyet - "Kaddafi, uyarılarımızı gözardı etti"
http://cumhuriyet.com.tr/?hn=226188&kw=%22Kaddafi%2C+uyar%FDlar%FDm%FDz%FD+g%F6zard%FD+etti%22
(2) Sol.org.tr - Bahreyn'de şiddet tırmanıyor (19.03.2011)
http://haber.sol.org.tr/dunyadan/bahreynde-siddet-tirmaniyor-haberi-40438
(3) Cengiz Özakıncı, Euro Dolar Savaşı (Otopsi yayınları)
http://www.idefix.com/kitap/euro-dolar-savasi-cengiz-ozakinci/tanim.asp?sid=EJ3ERQJIGD6DY7HPEIBC
(4) İstenç: İstencin, özgürlüğü de kendinde barındıran bir isteme durumu olarak tarif edilmesi söz konusudur. Öte yandan bir bilinç yetisi olarak da belirtilir. Buna göre tasarımlarımız ve görüşlerimiz üzerinde bilinçli bir seçme ve karar verme yetenegimiz sözkonusudur. Bir başka anlamda ise, istenç, duygulanımlardan bağımsız olarak, salt akla dayalı bir isteme durumunun mümkün olduğunu varsayar; yani her tür isteme ve eylemliliklerimizi rasyonel olarak belirleyebiliriz önermesini dile getirir. Bunun yanı sıra istenilen şeyi fiilen yapabilme ve bir kararı yerine getirebilme yeteneği ya da gücü de istenç kavramının içeriğinde yer alır. Son olarak, bütün bu tanımları içerecek şekilde, istenç, dünyanın ya da yaşamın, hem rasyonel hem de özgür bir şekilde gerçekleşmesi olarak bilinilip tanımlanabilir.
Bağlantı: http://tr.wikipedia.org/wiki/İstenç



