33. Kurultay, iki hafta öncesinde Baykal’ın istifasıyla bütün dikkatlerin toplandığı bir kurultay olarak tarihe geçti. Bir genel başkan değişikliğinin yaşanmasına rağmen en ufak bir kavganın olmadığı, çok güçlü bir ortak akılla yeni bir genel başkanın belirlendiği bir süreci yaşadık.
Cumhuriyet Halk Partisi örgütü adeta ayağa kalktı!
MYK’nın eski üyelerinin bir kısmının kırgınlıkları ve ölçüsüz tümcelerinin dışında çatlayan bir sese de tanık olmadık. Tam tersine, 1980 darbesinin bölüp parçaladığı sol hareket tam 30 yıl sonra ilk defa bir araya geldi. Kurmuş oldukları partiyi kapatıp gelenler vardı kurultaya; hatta bir başka parti kurma çalışmaları yürütenler de çabalarından vazgeçip gelmişlerdi Ankara’ya…
Örgüt-Lider-İdeoloji Arasındaki Uyum…
Bir “umut” olmak zordur, bu herkesin başarabileceği bir iş değildir: Tarihinin en kalabalık kurultaylarından birini yaşadı Cumhuriyet Halk Partisi! Yağmurun altında bekleyen partililer “Faşizme Karşı Omuz Omuza” duruyorlardı Atatürk Spor Salonu’nun çevresinde. Kurultayın psikolojik havası, hiçbir tartışmaya yer bırakmaksızın yine göstermiştir ki, Türkiye’nin tek iktidar alternatifi Cumhuriyet Halk Parti’sidir: Yoksulun, emeklinin, işsizin ve emekçinin tek çıkış yolu!
Siyaset, bir piramidin tüm tuğlalarının örüldüğü ve liderin de bu piramidin en üstünde olduğu bir işleyişin formülünü yazan bilimdir. “Örgüt, ideoloji ve lider” etkin bir siyasetin üç ana ögesidir. 90 yılı aşmış bir örgüt... Tarihin koşullarında yoğrulmuş ve damıtılmış ve omurgasında Anti-emperyalizm ve Tam-bağımsızlık olan bir ideoloji… Bu ikisinin oluşturduğu piramidin üstüne, temsil eden bir irade, bir lider…
Sayın Deniz Baykal’ın genel başkanlığında, özellikle 2002’den bu yana koşullara uygun biçimde konum alan parti ve ideolojik rota en önemli miras olarak alt yapıda bulunmaktadır. Görünen o ki, süreç partide geçmişle hesaplaşma değil, geçmişin ideolojik mirasından ve politik mirasından faydalanma süreci olacaktır. Bu “umut” kavramının insanı en çok donatan ve heyecanlandıran yanıdır.
Kurultay…
Salon, oldukça yaratıcı afiş ve pankartlarla donatılmıştı ve Halk, Bağımsızlık, Emek yandaşlığı ve Faşizm-Gericilik-Emperyalizm karşıtlığında atılan sloganlar vardı; “Recep Bey’in sultasının yıkılacağına dair inanç” tüm katılımcıların oluşturduğu ortak coşkunun en önemli mesajıydı. Bu nedenle Kurultay örgütün özlemlerini yansıtması kadar ideolojik konumlanmasını da resmediyordu.
Kurultaydaki pankartların bazıları şöyleydi:
"CHP Türkiye’nin
Zaptedilmemiş Kalesidir!"
"Yeni Bir Kemal
Yine Bir Kemal"
"Sen milletin Kılıçdarı
Senle alacağız iktidarı"
"Halkın Umudu
Kemal Kılıçdaroğlu"
"Önder’imiz Kemal
Hedefimiz İktidar"
"Gandi’nin Değil
Mustafa Kemal’in Kemal’i"
"Dokunulmazlara Dokunacağız"
"Namusluyuz
Korkak Değiliz
Namussuzlardan
Daha Cesuruz…"
Kılıçdaroğlu Nerelerden Eleştiri Alıyor
Şunu söylemek lazım ki, Kılıçdaroğlu’nu liboş takımı, mürteciler ve işbirlikçiler eleştiriyor ve eleştiri özellikle “Türban ile Kürtçülük” ekseninde kilitleniyor; yani gericiler ve bölücüler... Türkiye’nin gerçek gündeminin dışına çekilmek için kurulmuş tuzaklar yine işletilmeye çalışılıyor. Onların minderinde güreşmeniz için sizi kışkırtan bir çağrı çınlıyor kulaklarda.
Kılıçdaroğlu şu an yalnızca halkın minderinde duruyor, olması gereken yerde…
Parti İçinde Süreç…
Uzun zamandır ihmal edilen iki olgu, Parti İçi Eğitimler ve Parti İçi Demokrasi, “örgütün” kısmen mevzi yitirmesine neden oldu. Eğitim ve Domokrasi ikiz kardeş gibidir. Demokrasinin kalitesi, eğitimli üyelerin ve katılımcı üyelerin varlığına bağlıdır. Eğitimden ve katılımdan yoksun olan üye, iradesini özgürce belirlemekten uzak kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Artık parti içi demokrasinin işletileceğine dair bir öngörü geliştirmek mümkün: Parti basamaklarında yükselmek örgütün insiyatifiyle olgunlaşacak gibi görünüyor. Bir başka deyişle “nitelikleri yeterli olmasa dahi genel başkanın yakın çevresinde bulunarak partide yükselmek” artık pek mümkün olacağa benzemiyor.
Parti üst yönetiminde kadroların yenilendiği ve bu yenilenmenin halkı da ayağa kaldırdığını tespit ediyoruz. CHP’nin 2011 seçimlerinde iktidar olması büyük olasılık artık. Tek başına bir CHP iktidarının mücizeler yaratacağını beklemiyoruz. Ancak devletin her kademesindeki gerici kadrolaşmaları durduracağını, terör örgütünün elindeki yoksulluk silahını düşürebileceğini ve en önemlisi yolsuzluklardan beslenen politik sınıftan “hesap sorabileceğini” düşünüyoruz. Kazanımlar zaman içinde zenginleşecektir; “çalışmak ve sabırlı olmak”… İktidara gelmenin ve iktidarda kalmanın anahtarının bu olduğuna kuşku yok.
İsrail ile olan gerginliğin tam da Kılıçdaroğlu’nun estirdiği rüzgârın büyümesine denk geldiğini unutmamakta fayda var. AKP iktidarının sık sık, gerçek politik gündemi saptırmak için bu yollara başvurduğuna şahit olduk. Yine “yapay gündemlerin”, milliyetçi-muhafazakar oylara oynayan dümenlerin yoğunluk kazanacağını düşünmek yanıltıcı olmayacaktır.
Kemalist Politika, bundan sonra, daha fazla “Parti İçi Eğitimlerin” yapılandırılmasında ve uygulanmasında aktif görev alacaktır. Ayrıca CHP’yi ve Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’deki politik şekillenişte aldıkları konuma göre değerlendirmeye devam edeceğiz...
Hatay Devrim
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız



