Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme03:46:10 PM GMT

Dünya Kupasını “Batı” Kazandı [Kupa Sonrası Sosyo-Politik Bir Futbol Analizi]

E-posta Yazdır PDF

Yüzlerce yıl önce başlayan keşiflerle istila edilmeye başlanan Afrika, bugün, Batı’nın futbol zaptına şahit oldu. İspanya ve Hollanda, coğrafi keşiflerin en göze batan ülkeleriydiler; kupa finali, bu keşfi yapanların nostaljik ve farklı biçimde bir gövde gösterisine dönüştü. Avrupa ülkeleri, dünya kupalarında bir başka kıtada kupa kaldıramamışlardı. Şimdi İspanya bu tacı da kafasına takmış durumda.

Futbol Kitlelere Neden Cazip Geliyor...

Futbolun kitleleri peşinden koşturan en önemli yapısının, kapitalizmin onu iyi pazarlaması olduğuna kuşku duymuyoruz. Bunun sosyal ve politik bir analiz olduğu doğru, ama eksik bir çözümleme... Milyarlarca insanın bu sporun peşinde olmasının temel nedenlerinden hem de sosyal ve politik nedenlerinden biri şu olmalı: Futbol; dayanışmanın, birlikte hareket edebilmenin ve rekabetin en yüksek düzeyde yaşandığı biricik spor dalı olarak kaldı insanoğlunun elinde. Aynı takım içinde, aynı hedef için farklı görevler üstlenerek yürütülen bir mücadeleyi resmediyor futbol oyunu. Yardımlaşmayı ve paylaşmayı en iyi yapanların, bunun yanında yeteneklerini bir “kollektif yapı” içinde kullanabilmenin en iyi yolunu bulanların kazanacağı bir oyun bu. Tüm bunların yanında, belki de yaşamın gerçek yansımasını ortaya koyuyor: Bir hedefe ulaşmak için “uzun dönemli bir hazırlığın içinden” geçmek gerekliliği... Elbette tüm bunlar gerçek bir strateji yapılandırmasından ayrı düşünülemez; futbolu futbol yapan unsurların başında “taktik ustalık” geliyor...

Futbolu bu kapitalist düzenin bir sömürü aracı olarak tespit etmenin dışında, bir de bu gözle görmenin, ondaki güzellikleri tekrar farketmenin gerekliliği inancındayız. Kitlelerin bu kadar yoğunca takip ettiği birşey, onu yalnızca bir pazarlama harikası olmanın dışına da çıkarıyor. İnsanlar “paylaşmaya ve kazanmaya” yönelik özlemlerini futbolla arıyor, futbolla pekiştiriyor... ve paylaşma değil ama kazanma bugün “yine” batı tarafından temsil ediliyor.

Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e

Güney Afrika’daki dünya kupası doğuyla batının, kuzeyle güneyin mücadelesine sahne oldu. Kuzey güneyi, batı da doğuyu yendi. Belki kıta Avrupasının, içinde devşirme futbolcu olmayan tek ülkesi İspanya idi ve o da bu “batı içi mücadelede” kupayı kazanmasını hem de iyi futbol oynayarak bildi.

Finalin diğer takımı Hollanda, kendi futbol tarihinin en zevksiz futbolunu oynar göründü bütün turnuva boyunca. Teknik kapasitesi yüksek ve devamlılığı iyi olan futbolcular yetiştirmekle ünlü Hollanda futbolu, oldukça gerilemiş göründü. Sanırız ki, Yunanistan’ın “negatif futbol” yapısıyla Avrupa Şampiyonu olmasından bu yana geçen sürede futbol, “netice sporuna” indirgenmeye çalışıldı. İspanya’nın güzel futbolu bu “netice” anlayışına karşı da bir isyan niteliği taşıyor. Bir başka deyişle “neticenin”, estetikle biraradalığı ispat ediliyor!

Futbolda “Devşirme” Sistemi

Almanya da son iki kupada “devşirme” anlayışını futbola taşımış görünüyor. Fakat bu anlayışın onlara birşey kazandırdığını söylemek güç, çünkü gördüğümüz şey Almanya’nın son derece zevksiz, yaratıcılıktan uzak ve oldukça vasat bir futbol oynadığıydı. Buna rağmen Almanya’nın İngiltere ve Arjantin gibi iki futbol devi ülkesini elediğine şahit olduk. İngiltere’nin elenmesi tamamıyla bir futbol trajedisiydi... Ancak Arjantin’in elenmesi yeteneksizliğe değil, tam anlamıyla bir “mantalite” farkına dayanıyordu.

Bir futbolsever olarak Arjantin’i bir kez izlemeyi defalarca kez Almanya’yı izlemeye tercih edebiliriz. Teknik ve canlı bir futbol görüntüsü ortaya koyan bu futbol biçimi, tamamıyla mekanik ve strateji üretmeye dayalı “batı” tipi bir futbol kültürüne ezilerek mağlup oldu. Aynı durumu Brezilya, Hollanda karşısında da yaşadı. Oysa bu “Latin futbolu”, her kademede üstünlük kuran “batı”ya karşı galip gelebilen tek kulvardı. Sanki dünya kupası bu kulvarın da kaptırıldığının bir göstergesi gibi...

Avrupa kültürü, genç ve dinamik bir kültür olma özelliğini kaybedeli uzun zaman oldu. Kollektif sporların her kademesinde yeter sayıda genç yetiştirmekte zorlanıyorlar. Bunun için uzun zamandır “devşirme” bir yöntem benimsediler. Bir ülkede doğup, büyüyüp, yetişen farklı kimliklerin o ülkelerin ulusal takımlarında temsil edilmesi kabul edilebilir, gayet normal bir durumdur.

Diğer tarafta, yetenekli futbolcuların kendi ülkelerinde çok küçük yaşlarda tespit edilerek “uyruk değiştirmeleri”, işte bu tarif ettiğimiz devşirme sistemini karşımıza çıkardı. Çoğunluğu Afrika kökenli olan devşirme futbolcular, aslında kendi kıtalarında “değiştirilmiş uyruklarının zaferi için” mücadele ediyorlardı. Kendi futbol kültürlerinden çok, uyarlandıkları kültürü yansıttılar. İngiltere, Hollanda, Fransa ve son zamanlarda da Almanya ve İtalya bu sürece uyum sağladı. İspanya hala kendi kaynaklarından beslenerek sürece devam ediyor.

Stratejik Yapılanma

Bir futbol stratejisi tespit etmek konusunda bugün Avrupa ülkelerinin ulusal ve kulüp takımları oldukça yetkin durumda. Zayıf ve güçlü yönlerin tespiti ve bunun üzerinden bir yol haritasının belirlenmesi, strateji oluşturmanın en önemli yanı. Yarı finale kalan dört takımdan üçünün bunu çok iyi yapan Avrupa takımları olmasının bir tesadüf olmadığını düşünmek gerek.

Tüm bunların yanında “güçlü bir beden yapısını ve hızlı oynamayı” futbolun merkezine oturtan bu anlayış, 2010 yılındaki futbolun tepe noktasına oturmuş durumda.

Aslında hem bir strateji oluşturmaktaki ustalıkları ve hem de bunu uygulama becerileri, teknik üstünlüklerine, gelişmiş sosyolojik yapılarına bağlı görünüyor. Devşirme sistemini de uygularken bu yüzden başarılı oluyorlar. Devşirilen futbolcularla şampiyon olan “batı”, o futbolcuların devşirilmemiş olanlarıyla karşılaştıklarında galip gelebiliyor. Bu sonuç bize “malzemeyi işleme becerisinin” batıda daha yüksek düzeyde olduğunu gösteriyor.

Süreç her biçimde, “gelişmiş-gelişmemiş” çelişmesinde işlemeye devam ediyor. Kendi kaynaklarını kullanmayı beceremeyenlerin, başkasının kaynaklarını işlemeyi becerenlere yenildiğine, ezilenlerin uyanışına kadar şahit olmaya devam edeceğiz...

Hatay Devrim
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile