Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme03:46:10 PM GMT

Derinleşen Ayrışma'nın Bunalımı ve Cephe'nin Çatı'sı…

E-posta Yazdır PDF

Tarih, sahnesinde ve seyrinde insanın olduğu yalın bir alan aslında. Güçlünün vurduğu, ezilenin mazlum olduğu bir yalınlık…

Kimi kuramlar bu ezen-ezilen ilişkisini sınıfsal olarak çözümler ve kimileri de emperyalizmle çelişen mazlum "millet"lere götürür bizi.

6 okAvrupa'nın "hasta adamı" Osmanlı'dan, Ortadoğu'nun "tek aydın yüzü" Cumhuriyet'e evrilen bir "yakın tarih" irdelemesi, çelişkilerin-çatışmaların içinde yol alan "karşıtları" bulmamıza yardımcı olacaktır. Çıkarları birbirleriyle çelişen sınıflar olduğu gibi, çıkarları birbirleriyle çelişen milletler de olabilir… ve aslında çoğu zaman bunlar hep iç içe devinirler. Birini diğerinden ayırmak, birinin var diğerinin olmadığını söylemek "gerçek"ler üzerinde yürütülen diyalektiğin nitel yanlışlarına, yalnızlaşan sayıklamalara götürür bizi… Oysa ki "gerçek" çeşitlilikler içindeki soyutlamaların gerçekliğidir. Bu soyutlama ülkenizin, topraklarınızın ve tarihsel biçimlenişinizin bir uzantısından başka bir şey değildir.

Yakın tarihimizin "uzak geçmişi ile yakın geçmişi" arasındaki benzerlikler, bu gün koşullar açısından birbirini "eşleyen" unsurlar taşımaktadır. Emperyalizm tarafından bir sömürgeyarı-sömürge biçimine getirilen Osmanlı'nın çektiği sıkıntılar, ekonomik-siyasal-kültürel olarak, son 55 yılımızda "tekerrür" eder görünmektedir… ve emperyalizme karşı mücadelenin altın bayrağı, Anadolu'nun çarıklı köylüsüyle, Anadolu'nun devrimci kadınlarıyla ve onların cisimleşti kağnı ve süngüyle Mustafa Kemal'in devrimci önderliğinin elinde dalgalanmıştır. Tüm dünya tarihi bu dalgalanmayı, "zorunlu" olarak ilk Milli Kurtuluş Savaşının "zaferi" olarak yazmıştır.

Emperyalizmin bir ülkeye "sızma" kapılarının kapatılması, "bağımsız" bir devletin kuruluşundaki "devrimci niteliğin" alt yapısını ortaya koyar. Bu biçimiyle Kemalist Devrim, emperyalizm karşıtlığı üzerinde biçimlenmiş milliyetçi bir devrimdir. Az gelişmiş bir ülkenin "müdafa-i hukuk"u, ezilen dünyanın "devlet"ini, "emperyalizme karşı bir direnç örgütü"ne dönüştürmüştür. Mustafa Kemal'in bu çözümlemesinde karşımıza çıkan gerçek şudur: Emperyalizm demek, yalnızca sermayenin yarattığı sömürü demek değil, ezen-ezilen millet karşıtlığında gizli veya açık işgal demektir… ve emperyalizm karşıtlığı da; "ezilen milletin mazlum dünyasına "bağımsız" bir yol açmak" demektir.

Bu uzun girişten sonra, Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunların "çatı"sını ve oluşması gereken ideolojik kamplaşmanın haritasını çizelim.

Türkiye, Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşadığı dışa bağımlılığın hemen tamamını yaşar duruma gelmiştir. Ülke kendi içinden halkın yararına değil, dışardan halkın zararına politikalar ile yönetilmektedir.

"Aydın" olarak görülenlerin bir çoğu, "ihanet" içindedir. Bunlar gerçekleri yazmak yerine "halkın uyanışını törpüleyen" çıkar çevrelerinin maşası olarak görev yapmaktadır.

İdeolojik kargaşa "doruk" noktasındadır. Kendini "solcu" gösteren "dönek"ler ile "fon"lardan beslenen leş kargaları, liberalizmin oksijeni olma işlevini görmektedir. AB'nin Türkiye'yi bölmesinin taslak çalışması Sevr, bugün "uyum" yasalarıyla içselleştirilmektedir. Bu ifrit duruma nedense kimi "sol" çevreler "özgürlükçülük" olarak bakabilmektedir. Tam bir kafa karışıklığı…

Türkiye'nin savunma duvarları, kültürel dejenerasyon ile yıkılma noktasına gelmiştir. Bu yıkımın mimarı Küçük Amerika hayaliyle yanıp tutuşan Turgut Özal deccalıdır. Şimdi onun mirasçıları, yıkım çalışmalarını "medya" eliyle yürütmekte, hasta narkozdan çıkmasın diye, ahlaksızlık tv programlarından aralıksız enjekte edilmektedir.

Emperyalizm, bir kanser hücresidir. ve Türkiye'nin "bakir" alanlarını en aza indirmiştir. Bugün bulunduğumuz cephenin, bir arada hareket eden "iki karşıtı" vardır: ABD ile AB politikaları bu işin birinci ayağıdır. İkinci ayağı ise "iç cephe"deki bölünmeyi derinleştiren "işbirlikçi"lerdir. O'nun dediği gibi asıl önemli olan da "iç cephenin" dik durmasıdır.

Şimdi gelelim, Cephe'nin Çatı'sını kurmaya!

Gelmiş olduğumuz nokta ikili bir ayrımı işaret etmektedir:

Milli ve Gayrı Milli.

Sahte solcuların kemirdiği, etnik bölücülerin "uyum politikalarıyla desteklendiği", liboş takımının "ver kurtul" siyaseti ve ABD emperyalizminin kucağında büyüyen "yeşil kuşağın" iktidarı. İşte bu cephe "Gayrı Milli" cephedir. Biz bunların tümüne birden "işbirlikçi" diyoruz. Dikkat edin bunların hepsi, aynı dili konuşurlar:

Ülkenin temel değerleri özelleştirilir, ses çıkartmazlar,

AB politikalarının ülkeyi birkaç parçaya bölen izdüşümünü sahiplenirler,
"Ermeni Soykırımı yoktur" diyemezler, hatta "vardır" diyenlerine sıkça rastlanır,
Sevr'in hortladığını bu adamlara söylediğinizde sizi, "paranoyak" ilan ederler vs…
Bunun tam karşısında Milli bir Cephe vardır. Bu Cephe'nin ana başlığı Milli'dir. Direnen bir Millidir. Sömürüye direnen, ABD zulmüne direnen bir Milli. Mazlum Milletlerin şafağındaki bir Milli'dir. Anadolu Halkı'nı etnisite temelinde ayrıştırmayan, Cumhuriyet'i Kuranların Bağımsızlıkçı şiarlarını sahiplenen bir Milli…

Bu Cephe, bu ülkenin gerçek Kemalistlerinin gerçek Devrimcilerinin gerçek Solcularının, gerçek Milliyetçilerinin cephesidir. Bu Cephe "bağımsızlığı" Mustafa Kemal'den öğrenenlerin Cephe'sidir.

İşte asıl "oyun-tezgah" bu Cephe'yi zayıflatma amacıyla kurgulanmıştır. Türkiye'nin "yakın geleceğindeki" sansasyonel-provakatif tüm eylemler bu Cephe'nin dayanaklarını vurmak için olacaktır. Ayrışmanın gerçek nedenlerini örtmek ve Milli Cephe'nin uyanışını engellemek, bu sürecin derinleşen en büyük bunalımıdır.

Bugün Türkiye'deki gerçek mücadele, işte bu iki kesim arasında sürmektedir. Bugünkü ayrışmanın temelinde Milli olmak ile olmamak vardır. Türk-İslamcı faşistlerin, milliyetçiliği kirletme niyetleri emperyalizmin bir oyunudur. "Ayrışmanın temel bunalımı", bu kirlenmenin kendisidir. Önümüzdeki temel görevlerden biri bu puslu havayı dağıtmak için kalemlerimizi sivriltmek ve sesimizi yükseltmektir.

Yakın gelecekte gerçekleşecek "hesaplaşma" için, topraklarına aşık herkesi bu Cephe'ye çağırmak bugün "Türk Gençliğinin Birinci Vazifesi" haline gelmiştir…


Hatay DEVRİM

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile