AKP, Zafer Üskül’ün ağzından ilk demecini verdi: "Anayasadan Kemalizm çıkarılmalıdır!"
Çok uzun bir zamandır kavram karışıklığı içinde debelenen bir siyasal ortamda bu önerme, "sivil" olma iddiasıyla ortaya atıldı. Göreceksiniz, işbirlikçilerin hemen tamamı bu alt yapıda birleşecekler; Sorosçular, Sözde Ermeni Soykırımını savunanlar, Kürtçüler, Kürtçülerin kuyrukçuları, kendisini “sosyalist” milletvekili ilan eden zavallılar ve mürteciler… Hepsi ittifak yapacaklar; Kemalist Politika’nın hep söylediği gibi bu ittifak, Cumhuriyet’in aydınlık yüzüne karşı yapılmış bir karşı devrim başkaldırısı olacaktır.
Şimdi bu önermenin iç yüzünü deşelim:
Zafer Üskül, bu önerisini, Anayasa’nın "Kemalist Bir Anayasa" olduğu tespitiyle ortaya attı. Hâlbuki Anayasa’da Kemalizm olduğunu savlamak da nerden çıktı, bu anayasa içinde bolca “Atatürkçülük” terimi olan, Kemalizm karşıtı bir anayasadır; hemen soralım, Kemalizm’in en önemli ilkeleri olan tam bağımsızlık-antiemperyalizm bu anayasanın neresindedir?.. Kaldı ki, devleti kutsayan ama halkı ve ulusu dıştalayan bu anayasanın Kemalizm’in özüne aykırı olduğunu gayet iyi biliyoruz; Mustafa Kemal hareketi, devleti kurtarma orijinli değil, devleti oluşturan ulusu-halkı kurtarma zeminlidir. Bu biçimiyle Kemalizm ile ciddi ayrılıkları olan bu anayasa, din faşisti bir AKP’li anayasa hukukçusu tarafından "öyle imiş" gibi gösteriliyor.
Tekrar edelim, bu anayasa:
1. Kemalizm ile hem ilke bazında uyuşmaz (tam bağımsızlık ve antiemperyalizmden hiç bahsedilmez)
2. Hem devleti halk karşısında ezici bir güç olarak kutsayan anlayışı nedeniyle uyuşmaz
3. Ve hem de, ABD projesi olarak bize sunulan bir taslak olduğu için Kemalizm’le hiçbir biçimde uyuşmaz…
12 Eylül’ün Faşist ve Amerikancı generalleri bir anayasa yapacak ve çıkıp Zafer Üskül diyecek ki “Bu anayasa Kemalist bir anayasadır!” Bu ne kavram karışıklığı…
İşin en garip yanı şudur, bu anayasa, bugün Tayyip, Gül ve Arınç gibilerinin bugünkü saltanatının alt yapısını hazırlamıştır. Bir başka deyişle, bu gibi din taciri siyasetçiler, bu anayasanın oluşturmuş olduğu toplumsal yapıda iktidar olmuşlardır. Yani bu anayasa yapılmamış olsaydı, Türkiye hiçbir zaman bu denli gerici ve ABD kuklası bir hükümete mecbur kalmayacaktı. Hepimiz biliyoruz ki, AKP 80 darbesinin ve 82 Anayasasının yaratmaya çalıştığı bir toplumda ortaya çıkmıştır: Gerici-Yobaz-İşbirlikçi-Kukla bir hükümet… İmam-Hatiplerin hesapsızca açılması ve AKP’nin arka bahçesinin yaygınlaşması, Fettullah Gülen’in inanılmaz yükselişi, kaçak Kur’an Kurslarının yaygınlaşması, Yeşil Sermayenin tavan yapması… ve daha bir sürü örnek, tam da 82 Anayasasının ürünüdür…
Şimdi sorarlar adama, "Be Zafer Üskül, ne yetmiyor size de, içinde yalnızca Atatürkçülüğün adı kalmış olan içi boş bu anayasayı değiştirmek istiyorsunuz?". İlkeleri dejenere edilmiş de olsa, Atatürk’ün yalnızca adından bile korkan bu insanlar ne istiyor?
12 Eylül generallerinin ve o zamanki TSK’nın yarattığı Türk-İslam Faşizmi, bugün geldiği noktada, yerini AKP Faşizmine bırakmak üzeredir.
Yazının başından beri belirtmeye çalıştığımız şey ise şudur; bu Anayasa ve bu anayasanın oluşturduğu toplumsal düzen, birbirinden ayrı düşünülemez. İşte bu anayasa ve bu anayasanın oluşturduğu toplumsal düzen, gerçek Atatürkçülere değil, Atatürk düşmanlarına yaramıştır, bugünkü seçim sonuçları ise bu soyutlamamızın kanıtıdır.
80 darbesinin tek neticesi ve tek zararı da bu değildir; bu darbe sonucunda "Sol" hareket dengesini kaybetmiş ve çoğunlukla işbirlikçi bir karaktere bürünmüştür. Örneğin, 80 öncesinin tüm solcuları kendisini Kemalist, Sosyalist, Devrimci, Komünist ve Demokrat olarak tarif etse de, en azından bağımsızlıkçı ve 1923 devriminin sahiplenen karakterdeydiler; hepsi anti-emperyalistti. 80 darbesinin en büyük hamlesi de bu ittifakı bozmak olmuştur; bugün Sol’un önemli bir kısmı Avrupa Birlikçi olmuştur ve bir kısmı da Kürtçülerin kuyruğuna takılmış ve eriyip gitmişlerdir. Bir başka deyişle 82 Anayasası Sol’u çökertmiş ve köklerini Atatürkçülükten kopartacak hamleler gerçekleştirmiştir. Solcuların bir kısmı bu oyunu bozamamış, bu oyuna gelmişlerdir…
En büyük sorunlardan biri de "örgütlü toplum"u çökertmiş olduğu gerçeğidir 82 Anayasasının. Ve şimdi buradan bakınca, örgütlü toplumu yok eden bu anayasa, toplumda böylelikle meydana gelen boşluğun "tarikatlar" ile doldurulmasına doğrudan katkı sağlamış ve tarikatlar da bugünkü ABD’ci AKP iktidarını yaratmışlardır.
Şimdi cesurca söyleyelim, evet biz de bu 80 darbesini yapan faşistlerin oluşturduğu anayasanın değişmesini istiyoruz, ama, Atatürkçülüğü daha fazla yok edecek şekilde değil, daha etken kılacak biçimde…
İstiyoruz ki anayasamız, bağımsız ve onurlu bir ulusun anayasası olsun…
İstiyoruz ki laiklik kuşa döndürülüp bir oyuncak haline getirilmesin…
İstiyoruz ki ulus, etnik kimliklerin bir kavga alanı değil barış alanı olarak görülsün…
İstiyoruz ki emekçiler, üretenler, işçiler ve köylüler alınterinin karşılığını alabilsin…
İstiyoruz ki din, Anadolu Halkının kandırılmasının bir payandası olmasın…
İstiyoruz ki halktan hiçbir anlaşma gizlenmesin, ikili anlaşmalar yasaklansın…
İstiyoruz ki egemenlik gerçekten ulusun-halkın olsun…
İstiyoruz ki tarikatlar devletin emperyalizme bağlanmasının stepnesi olmasın…
İstiyoruz ki bu ülkenin her evladı eşit koşullarda askerlik yapsın…
İstiyoruz ki bu ülkenin her evladı eşit koşullarda eğitim hakkına sahip olsun…
İstiyoruz ki herkes ücretsiz sağlık ve barınma hakkına sahip olsun…
İstiyoruz ki sermaye sahipleri hukuku istedikleri gibi kullandıkları bir guguk kuşuna döndürmesin…
İstiyoruz ki güçlüler değil haklılar söz sahibi olsun…
İstiyoruz ki dokunulmazlıklar kaldırılsın, yolsuzluklar bitsin, yoksulluk bitsin…
İstiyoruz… istiyoruz ... istiyoruz…
Böyle bir anayasa yapabilir misin Tayyip Erdoğan?...
AKP iktidarının diktası yeni başlıyor, bu “sandık sonuçları” mürteci diktanın demokrasi kılıfı olacak… Minareyi çalan, kılıfı çoktan hazırlamış…
Hatay Devrim
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız



