Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme03:46:10 PM GMT

Bu ne yaman çelişki Ahmet Türk!

E-posta Yazdır PDF

Kapatılan DTP eşbaşkanı Ahmet Türk Diyarbakır’da konuştu. TV’lerden canlı yayınlanan konuşmasında kapatılma sürecinde yaşananları göz göre göre çarpıttığını, saptırdığını gördük.

ahmet-turk-pkk-dtpÖncelikle, oybirliği ile DTP’nin kapatılmasını ‘diktatörlüğe’ benzeterek Anayasa Mahkemesini suçladı. Konuyu da şu ilginç örnek ile kıyaslamaya çalıştı: (mealen) “… Eğer seçimlerde Diyarbakır'da kullanılan bütün oylar DTP’ye çıksaydı, bu sonucun bir diktatörlük olduğunu öncelikle ben söylerdim.” dedi.

Aslında Ahmet Türk şunu demek istiyor; “Ey Anayasa Mahkemesi, oybirliği ile aldığınız bu karar totalitarist bir yaklaşımdır. Bak bizim Diyarbakır’da herkes aynı partiye oy vermiyor!”

Ahmet Türk, bir biriyle ilgisi olmayan iki farklı örneği aynıymış gibi göstererek, açıkça demagoji yapıyor. Eğer oy verme işlemi sırasında, seçim sürecinde açık bir baskı ve tehdit yoksa, oyların nasıl dağılacağı o seçimi demokrat ya da totaliter yapmaz. Fakat, silah veya baskı yoluyla oylar gasp ediliyor, çeşitli yöntemlerle çalınıyorsa orada “demokrasi”den ziyade faşist bir dikta var demektir.

Hemen ardından doğru olanı yanlış göstererek; Anayasa Mahkemesinin ‘oybirliği’ ile aldığı kararı diktatörlük göstergesi gibi sunuyor. Oysa ki, mahkemeler karar verirken, hukuki kanıtların yasalara göre değerlendirmesini ‘somut gerekçelere’ dayandırarak sonucu tayin ederler. Yani herhangi bir mahkemenin aldığı kararda ‘oybirliği’ güçlü hukuki kanıtların göstergesi sayılıp “sağlıklı karar” olarak yorumlanırken; ‘oyçokluğu’ ile alınan kararlarda hukuki zayıflıklar söz konusu olabileceğinden her zaman tartışmaya açıktır. Örneğin, AKP kapatma davasında verilen karar oyçokluğuna (pardon oyçoksuzluğuna) dayandığından halen ciddi tartışmalar sürdürülmektedir.

Şükür ki, DTP kararı oybirliği ile alındı. Oy çokluğu ile kapatılsaydı, feryadı-figan arş-ı ala’yı kaplamıştı.

Yine aynı konuşmasında Ahmet Türk, DTP’nin Kürt sorununun çözümünde muhatap alınmadığını söyleyerek yine çelişkiye düştü. Çünkü “sorunun çözümünde asıl muhatabın “İmralı Adası- Öcalan” olduğunu çoğu kez, değişik platformlarda dile getirmişti.

Önce “Gerçek muhatap ben değilim” diyeceksin, sonra da ‘bizi muhatap almıyorlar-kapatıyorlar’ diye şikâyetçi olacaksın…

Sorun şu, gerçek muhatap kim?

Eğer İmralı ile kendinizi farklı görüyorsanız, neden adres olarak Öcalan’ı gösteriyorsunuz? Yok eğer, “Ha biz, ha İmralı… Fark etmez” diyorsanız, zaten teröristi ve terörizmi onaylıyorsunuz demektir ki, özrünüz kabahatinizden bin beterdir. Bu da Anayasa Mahkemesini bir kez daha haklı kılmanız anlamına gelmektedir.

Bu ne yaman çelişki Sayın Türk!

Bir yandan demokrasiyi, barışı, özgürlüğü ağzından düşürmeyeceksin, öte yandan feodal bir yapıda, feodal ilişkilerle ve feodal bir kimlikle siyaset yaparak “demokrasicilik” oynayacaksın.

Sen önce git aşiretine ya da adına kayıtlı toprakları yoksul halka dağıt.

Ağabeyinden sana intikal eden ve bir tür ortaçağ zihniyetinin yansıması olan “sürekli vekillik! statüsünden bir kurtul.”

Temsilcisi olduğunu iddia ettiğin ‘Kürt Kadını’na reva görülen hayatı bir kez olsun gündeme getir, çözüm yolları ara.

Tarikatçı yapılanmaları yüksek sesle bir eleştir, görelim.

ABD ve AB’nin Irak’ta ve bölgede emperyal amaçlarla bulunduklarını ve her türlü işgale karşı mücadelenin bir insani sorumluluk olduğunu söyle…

Söyle de… Senin güvercin görünümlü şahin değil de, gerçek bir demokrat olduğuna inanalım.


Kubilay KUDAY

politikbilgi @ mynet.com

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile