Ankara’nın göbeğinde Tekel işçisine meydan dayağı atan polis, emri şüphesiz AKP hükümetinden aldı. Üç gündür eylem yapan işçiye, iktidar ancak bu kadar tahammül edebilirdi ve ‘bitirme gazını’ vekili/asili birlikte yediler!

[ Nato Biber Gazı - Orjinal Amerikan Kalitesiyle... İşçilerinizi, öğrencilerinizi ve bilimum muhaliflerinizi yola getirmede bire bir! Feto'nuzdan isteyiniz! ]
25 Kasım memur eylemi ile sarsılan AKP, eczacılar-itfaiyeciler-işçiler derken ‘açılımın açmazlığının faturasını’ hem de başkentin ortasında, her zaman olduğu üzere gariban emekçiye peşin kesti.
Memuru tehdit etti, olmadı; eczacıyı tehdit etti, yemedi. Sonunda işçiye tahammül edemedi, bütün emekçi kesimlere açık mesajını verdi. “Sakın ha gıpraşmayın!”
Merak edip araştırdık. Hükümetin verdiği mesajı işçi sendikaları nasıl algılamıştı?
Önce Tekel işçisinin örgütlü olduğu Tek Gıda İş Sendikası'nın bağlı olduğu Türk-İş Konfederasyonunun basın açıklamasına göz atalım dedik.
Türk-İş, "saldırı insanlık dışı" başlığı altında, olay sanki Latin Amerika'da olmuş edasıyla suya sabuna dokunmayan bir açıklama yayınlamış. Polis saldırısını "müdahale içerdiği şiddet boyutuyla insanlık dışıdır" , "işçilere karşı orantısız güç kullanılmış" ve "müdahalenin ve uygulanan şiddetin dozu" şeklinde tam üç ayrı yerde benzer ifade kullanarak, üyesi olan işçiye "insanlık ölçüsü dışına taşmamak üzere orantılı bir şiddetin uygulanabileceğini" kabul ettiği izlenimi vererek bir trajediye imza atmıştır.
Ayrıca Türk-İş’in açıklamasında tek kelime ile AKP iktidarından söz edilmemesi dikkat çekici başka bir ayrıntıyı oluşturuyor.
Hak-İş Konfederasyonu ise internet sitesinde yaptığı açıklamada AKP’ye toz kondurmamakla birlikte 'devlet’ sıfatını kullanması dikkatlerden kaçmadı. Hak-İş saldırıyı ancak “gayri insani ve gayri hukukidir” sözcükleriyle kınayabildi. Açıklamada Tek Gıda İş Sendikasını da suçlayan Hak-İş ‘sendika yöneticilerini saldırının suçlusu’ ilan etti.
Sık sık AKP yandaşı olmakla suçlanan Hak-İş’in, temel görevi emek mücadelesi vermek olan Tek Gıda İş sendikasının hak arama eylemini “sorumsuzluk” olarak görmesi, Levent Kırca parodilerine konu olacak cinsten trajikomik vaka olarak tarih kayıtlarındaki yerini elbette alacaktır. Fakat işçi sınıfının Hak-İş örgütlenmesini tekrar gözden geçirmesi bir kez daha elzem olmuştur.
Tekel işçilerine yapılan saldırıyı en sert şekilde kınayan sendika ise DİSK oldu. “AKP gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi! "İŞÇİ SINIFI BU HAKARETİ KABUL ETMEYECEKTİR!” başlığı ile yapılan açıklamada, hükümeti ‘tahammülsüz ve vahşi’ olmakla suçladı.
AKP hükümetini “işçilerden özür dilemeye” çağıran DİSK, “İşçilerin haklı taleplerini sürekli olarak duymazdan gelen, acımasızca saldıran hükümetin bu tutumunu protesto etmek ve uyarmak için DİSK’in bir saatlik iş bırakma eylemine hazır olduğunu Türk-İş yönetimine ve sınıf kardeşlerimize duyuruyoruz” sözleriyle ‘genel eylem’ işareti vererek, Tekel işçilerinin sorununa sendikaların bütünlük içinde sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, peşinen desteklerini açıklamış oldu.
Kubilay KUDAY
politikbilgi @ mynet.com
TÜRK-İŞ: “SALDIRI İNSANLIK DIŞI” (17 Aralık 2009 - Ankara)
TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu, hak arama eylemlerini Abdi İpekçi Parkı’nda sürdüren TEKEL işçilerine karşı yapılan saldırıyı kınadı. Yönetim Kurulu açıklamasında, şöyle denildi:
“Ekmek parası için Türkiye’nin dört bir tarafından yollara düşüp, Ankara’ya hak aramaya gelen ve 15 Aralık 2009 tarihinden beri soğuk yağmur demeden Hükümete sesini duyurmaya çalışan TEKEL işçilerine yönelik güvenlik güçlerinin yaptığı müdahale içerdiği şiddet boyutuyla insanlık dışıdır.
Bu müdahalede TÜRK-İŞ Genel Sekreteri ve Tek Gıda-İş Sendikamızın Genel Başkanı Mustafa Türkel ile birlikte çok sayıda TEKEL işçisi, milletvekillerinin gözleri önünde gözaltına alınmıştır. Hak arayan savunmasız insanlara tazyikli su sıkılarak, biber gazı kullanılarak, medya mensuplarının görevlerini yapmaları engellenerek, Türkiye’yi utandıran tavırlar bir kez daha sergilenmiş, işçilere karşı orantısız güç kullanılmış, Abdi İpekçi parkı bir cehenneme çevrilmiştir.
Ankara’yı bir ‘korku şehri’ haline getiren müdahalenin ve uygulanan şiddetin dozunu haklı gösterebilecek hiçbir gerekçe yoktur.
TÜRK-İŞ, uygulanan şiddeti kınamakta, gözaltına alınan TÜRK-İŞ Genel Sekreteri Mustafa Türkel ile TEKEL işçilerinin hemen serbest bırakılmasını talep etmektedir.”
TÜRK-İŞ Basın Bürosu
***
AKP gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi! İŞÇİ SINIFI BU HAKARETİ KABUL ETMEYECEKTİR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Tek Gıda-İş üyesi TEKEL işçilerine yapılan saldırıya ilişkin açıklaması:
DİSK: AKP gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi!
İŞÇİ SINIFI BU HAKARETİ KABUL ETMEYECEKTİR!
15 Aralık 2009 Salı günü, haklarını aramak için AKP Genel Merkezi önünde toplanan binlerce TEKEL işçisi, panzer, biber gazı ve coplarla zor kullanılarak dağıtıldı.
Bugün Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı’nda toplanan işçilere ikinci kez vahşice saldıran polis, Türkiye’de iktidarın emekçilere dönük yüzünü yeniden yansıttı. Binlerce işçi polis copuyla dağıtıldı; Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel’in yanısıra sendika yöneticileri ve işçiler gözaltına alındı.
Hükümetin işçilere yönelik tahammülsüz ve vahşi tutumunu şiddetle kınıyoruz!
Başta Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel olmak üzere gözaltına alınan işçiler derhal serbest bırakılmalı; hükümet işçilerden özür dilemelidir.
İşçilerin haklı taleplerini sürekli olarak duymazdan gelen, acımasızca saldıran hükümetin bu tutumunu protesto etmek ve uyarmak için DİSK’in bir saatlik iş bırakma eylemine hazır olduğunu Türk-İş yönetimine ve sınıf kardeşlerimize duyuruyoruz.
Haklarını alıncaya kadar yanlarındayız!
DİSK
***
HAK-İŞ: “POLİSİN, TEKEL İŞÇİLERİNE TAVRI GAYRİ İNSANİ VE GAYRİ HUKUKİDİR”
HAK-İŞ Genel Başkanı Salim USLU, “çalışma ve özlük haklarını savunan TEKEL işçilerine polisin biber gazı ve tazyikli su ile müdahalesi son derece gayri insani ve gayri hukukidir” dedi.
Hak aramaya gelen işçilerin Devlet adına polisle muhatap olmasını eleştiren USLU, eylemi biçimi ve eylem yeri konusunda insani önlemleri almayan sendikanın da sorumlu olduğunu söyledi.
HAK-İŞ Genel Başkanı Salim USLU, Ankara’da çalışma ve özlük haklarını savunan TEKEL işçilerine yönelik emniyet güçlerinin gösterdiği tepkiye ilişkin olarak yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi:
“Çalışma ve özlük haklarını savunan TEKEL işçilerine polisin biber gazı ve tazyikli su ile müdahalesi son derece gayri insani ve gayri hukukidir.
Sorunlarını anlatmak amacıyla Ankara’ya gelen işçilerin Devlet adına sadece polisle muhatap olmak zorunda kalmaları üzücüdür. Oysa demokratik bir ülkede bu tür eylemlerin olması son derece doğaldır. Bu, bir hak arama mücadelesidir ve son derece meşrudur.
Hükümet, TEKEL işçilerinin özlük haklarını tanıyan ve geliştiren adaletli bir çözümü biran önce bularak, işçilerin bu çetin kış koşullarında evlerine ve işyerlerine dönmesini sağlamalıdır.
Hak aramaya gelen işçilerin Devlet adına polisle muhatap olması ne kadar acı ise eylem biçimi ve yeri konusunda daha insani önlemler almayan sendika da aynı şekilde sorumludur. En azından işçilerin barınması ve ısınması sağlanarak eylemler daha insani bir ortamda gerçekleştirilebilirdi. Bunun sağlanamaması nedeniyle işçilerin en haklı taleplerinin bile medyanın asayiş haberlerine indirgenerek gölgede kalması üzüntü vericidir.
TEKEL işçilerini şiddete, belirsizliğe ve umutsuzluğa mahkum eden sorumsuzlukları ve sorumlularını kınıyoruz.”
HAK-İŞ



