Bir önceki yazımızda kaleme aldığımız şüphelerimiz ne yazık ki hayata geçti. Zaten kaçınılmaz saldırı her an için bekleniyordu. Fakat ilk saldırı, en sert şekilde gerçekleşti. Yaratılmak istenilen etki elde edildi; şok! Tepkisel ve duygusal eylem ve söylemler örgüte egemen durumda. Her an için kontrol kaybedilebilir. Artık sersemletilmiş ve tuzağa çekilmiş bir örgüt konumunda CHP… Daha önce ne demiştik; “Son Hedef: CHP”. Geleceği görmek için kâhin olmaya gerek yok. Ülkenin dönüşümünü akıl sağlığı ile gözetleyen herkes, sıranın CHP’ye geldiğini biliyordu. Sermaye, medya, üniversite, STK’lar, ordu ve kısmen yargı halledilmişti. Geriye büyük ve güçlü olan, rejimin teminatı-düzenin karşıtı- CHP kalmıştı. Kurtuluş Savaşını kazanan, devleti kuran ve Cumhuriyetten önce kurulan Atatürk’ün partisi çözülmeliydi.
Operasyon başladı. İç ve dış güçlerin yıllardır planladığı saldırı anı geldi, çattı. Altını çizerek belirtmeli ki, hedef ne Baykal, ne de partisi. Asıl hedef, Atatürk Türkiye’si. Özellikle, parti içi Baykal muhaliflerinin “saldırının aracı konumuna” düşmemeleri için bunu çok iyi görmeleri gerekiyor.
Komplocular çok iyi biliyorlar ki CHP, Türkiye’nin teminatıdır. CHP yıkılmadan Atatürk Cumhuriyeti yıkılamaz. Bu bilinç ve hazırlıkla saldırıya geçtiler. Kuşkusuz saldırıların devamı gelecektir. Belki daha yumuşak, belki daha da sert. Bazen parti içi bir virüsle gizliden, bazen de açıktan partiyi vuruşturarak. Ama mutlaka, amaçlarına ulaşana kadar saldırı devam edecektir.
Yapılması gereken, birlik ve beraberlik içinde partiye ve Baykal’a sahip çıkmaktır. Saldırının büyüklüğü ve ciddiyeti karşısında akılcı ve gerçekçi politikalar üretmektir.
Unutulmamalıdır ki bu parti nice badireler atlatmış, fakat yıkılmamıştır. Menderes ve Evren tarafından parasına, malına, mülküne el konmuş, hatta kapatılmış ama yok edilememiştir.
Asla karamsarlığa düşmeden, yılmadan, korkmadan…
Şimdi, Cumhuriyet'e ve partisine sahip çıkma zamanı…
Kubilay Kuday



