Kemalist Politika

Politikanın Merkezi

Son Güncelleme06:41:21 AM GMT

CHP falı...

E-posta Yazdır PDF

kilicdaroglu-savToz duman arasında, sıcağı sıcağına söylenen -özellikle de yazılan- görüşler, gelecekte karşınıza çıkarılabilecek riski yüksek arşiv malzemeleri niteliğindedir. Bu yazıda o türden bir riski beraberinde taşımaktadır. Fakat doğruyu söyleme ve birkaç tespiti tarihe not düşme adına yazmak durumundayız.

Kılıçdaroğlu-Sav-Baykal isimlerinin CHP’de yarattığı tartışmayı, empirik ve sezgisel doğruları/durumları şu şekilde sıralayabiliriz.

Birincisi; bugünkü şartlar altında Kılıçdaroğlu’nun liderliği tartışılmazdır.

İkincisi; Baykal’ın tekrar dönebilme ihtimali bile gerçek dışıdır. Baykal’ın olası genel başkanlığı demek, CHP ve ülkenin geleceği açısından ciddi riskleri beraberinde taşımaktadır

Üçüncüsü; MYK’yı Genel Başkanın tek başına belirlemesi, antidemokratik olmasına rağmen bir yandan tüzük gereği iken diğer taraftan uyumlu ekip çalışması açısından elzemdir.

Dördüncüsü; yeni MYK’da parti çizgisini ‘liberal sola’ dönüştürebilecek isimlerin olması, tabanda tedirginlik yaratmaktadır.

Beşincisi; CHP’nin üç gruba bölündüğüne dair kamuoyunda bir izlenim oluşmuştur.

Altı; Kılıçdaroğlu’nun başarı çıtasını ‘iktidar olmaya’ endekslemesi, onu bugün için çok güçlü kılarken, aynı zamanda gelecekteki zaafını şimdiden hazırlamaktadır.

Yedi; her şeye rağmen Haziran 2010 genel seçimlerine kadar parti içi güçlü muhalif blok -sessiz kalacağından- olmayacaktır. İlk kıvılcımın milletvekili listelerinin kesinleşmesinden sonra çıkması kuvvetle muhtemeldir.

Sekiz; Haziran 2010 genel seçimden önce olası bir kurultay daha derin ayrışmaları beraberinde getirecektir. Olası bir CHP kurultayı üçüncü dönem AKP iktidarını kaçınılmaz kılacaktır.

Dokuz; yeni CHP yönetiminin en güçlü ve şanslı yanı, AKP iktidarına karşı tek alternatif olmasıdır. Daha açıkçası sol tabanın başka seçeneğinin olmaması ve iktidarın ürküttüğü genel seçmen kitlesinin CHP’ye yönelmesi çok yüksek bir olasılıktır.

On; artık ok yaydan fırlamıştır. Bu süreçte suçlu ve sorumlu aramanın hiçbir mantıki gerekçesi olamaz. Herkesin genel seçimlere odaklanması ve vatani bir görev algısı içinde çalışması şarttır.
Kuşkusuz daha can alıcı tespitler çoğaltılıp buraya sıralanabilirdi. Fakat ‘her doğrunun her yerde söylenemeyeceği’ gerçeğinden hareketle, şimdilik bu kadarıyla yetinelim istedik.
Bütün bu yaşananların ardından, her daim yağ derdinde olan partili kasapların, can derdine düşmüş tabanı dikkate almaları artık elzem olmuştur. Aksi takdirde kimsenin ödeyemeyeceği ağırlıktaki fatura herkesi yutup, yok edecektir.

Altını çizerek vurgulamak gerekir ki, “havas kamarasından avam kamarasına inme kararı” alan yeni CHP MYK’sının izleyeceği politik açılımları dikkatle takip edip, şimdilik yapıcı eleştiri ve desteği esirgemeden iktidara yürümesinin önü açılmalıdır. Bu görev ve sorumluluk herkesindir. Çünkü olası ağır bir seçim mağlubiyeti, hem ‘yorgan gitti-kavga bitti’ misali ortada paylaşılacak parti rantı bırakmayacak hem de Atatürk Cumhuriyetinin tasfiye sürecini tamamlayacaktır. Ve hiç kimse daha az suçlu olmayacaktır.

Bu satırların yazarı, eski genel başkan Baykal’a düzenlenen komplodan tam üç ay önce herkesi dikkatli olmaya çağıran “SON HEDEF CHP” başlığı altında bir yazı kaleme almış ve ilgili çevreleri uyarmaya çalışmıştı. Ne yazık ki uyarımız para etmedi; Atatürk’ün partisi-Cumhuriyetin kalesi

CHP, tam onikiden hedef oldu.

Kâhin değiliz, fal açmıyoruz. Sadece ve sadece görünen köyü işaret ediyoruz.

Kubilay Kuday

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile